Kalıplarımız, Alışkanlıklarımız ve Takıntılarımız
Eklenme Tarihi: 04-Mayıs-2010, 19:21
Okunma Sayısı: 440
Turgay Bey öncelikle paylaşımınızdan dolayı size teşekkür etmeliyim, sizlerlede paylaşmak istedim.
Doğduğumuz, büyüdüğümüz topraklardan çok uzaklara göç ettik hayatın acımasızlığında kendimize yer bulabilmek için. Bir yanımız hep geride kalan anılarımızı ve güzel günlerimizi hatırladı. Öbür yanımız ise bu yeni düzene alışmaya çabaladı. Eğer bu yeni düzene alışırsak da kendi benliğimizden çok şey kaybedeceğimizi düşündük, bazen bu yeni düzene karşı çıkıp eskiye dair ne varsa içselimizde yaşamaya devam ettik. İnançlarımız yeni düzene karşı çıkmak istedikçe kendimizi onun ellerine bıraktık.
Yaşadığımız toplum içine ne kadar çok uyum sağlarsak, geçmişimizdeki bazı değerlerden de o kadar uzaklaşıyoruz. Büyüdüğümüz çevredeki arkadaşlardan yavaş yavaş koparak mesai arkadaşlarımız ya da müşterilerimiz ile daha çok vakit geçiriyor oluyoruz. Önceden görüştüğümüz arkadaşlarımızla saatlerce vaktin nasıl geçtiğini anlamazken, yeni arkadaşlarımızla 1-2 saatlik görüşme bile fazla gelmeye başlıyor. Bizi yeni tanıyan kişilerin sorduğu sorulardan bazen rahatsızlık duyabiliyoruz. Kendimizle ilgili öğrenilmesini istemediğimiz bilgilerin sohbet olarak açılması bizi daha da çok gerebiliyor.
Farklı bir ortama girmişsek ve memleketimizin bu yeni çevre tarafından bilinmesini istemiyor olabiliriz. Memleketimizle ilgili olumsuz haberlerin çoğunlukta olması yada o yöreye ait insanların espri konusu olabilecek özellikleri yüzünden aynı duruma maruz kalmak istemeyebilirsiniz. Yeni çevrenizde kendinizi kabul ettirmek ve yer edinmek için bu tip durumları gülümseyerek kabullenmeyi öğrenin. Memleketinizin ülke ekonomisindeki yeri ve katkılarını, memleketinizden çıkıp ülkenize hizmet veren önemli kişiler hakkında bilgi edinmeyi unutmayın. Şaka yollu bile olsa sadece bu nedenden ötürü bile rahatsızlık duyup, yanlış anlaşılmalar yol açabilirsiniz.
Yetişme çağımızda bizleri büyüten nine ve dedelerimizin, kendi alışkanlıklarını da benimseyerek büyütülürüz. Çeşitli tesadüflerle bu alışkanlıklar onlar için çok doğru bir yaşam rehberi niteliğini de taşıyabilir. Batıl inançlarda diyebileceğimiz bu alışkanlıkları biz de hayatımız boyunca nedenini sorgulamadan devam ettirebiliriz. Çünkü yetişme çağında verilen bilgileri sorgulayacak bilinç seviyesinde olmuyoruz. Çok çok sonradan fark ederek bunları değiştirebilmek için büyük çaba harcıyoruz. Hepinizin bildiği birçok batıl inancın yanı sıra, para kazanamamak, başarılı olamamak ya da kolay kolay arkadaşlık kuramamak gibi belirli kalıplarımızı daha küçük yaşlarda ediniyoruz.
Yaşamadığımız birçok deneyimi duyduğumuz dinlediğimiz ve gördüğümüz olayları değerlendirerek kalıplarımızı oturtuyoruz. Yıllar geçiyor biz hala ne istediğimizi bilmez halde hayatımızı sürdürmeye çalışırken başkaları nasıl oluyor da bir şeyleri başarabiliyor diye kafayı takıyoruz. Hâlbuki kendi kalıplarımızı sorgulamaksızın her gün ve her gün yaşatmaya devam ediyoruz.
Diyelim ki; Dışarı çıkmak ve birkaç işinizi halletmek istiyorsunuz; fakat havaya bakarak yağmur yağacağını tahmin ediyorsunuz ya da dışarısı soğuk olduğu için daha uygun bir günde hallederim diye işinizi erteliyorsunuz. Acaba bunun nedeni; küçükken kat kat giysilerle giydirilmeniz, hasta olmamanız için yüzlerce kez yapılan tembihler, yağmura yakalanmamanız için “Aman dikkat et, Sakın ıslanma” şeklinde uyarılarla geçen bir neden olabilir mi? Çok yoğun bir tempoda olmasınız dahi, yapacağınız birçok işi daha önceden kalıplanmış kurallarınıza uydurmaya çalışıyor ve mecbur kalmadıkça kendinizi hareket ettiremiyorsunuz. Bu konuda haklı sebepleriniz olmadığını düşünün ve bu kalıplarınızı fark edin.
Sizi özlediğini belirten eski bir arkadaşınızın davetini aldınız. Büyük bir heyecanla onu görmek istiyorsunuz Fakat arkadaşınızın bulunduğu yerde görmek istemediğiniz, eskiden büyük problemler yaşadığınız bir kişi daha var. Arkadaşınızla görüşmek için ne zaman randevulaşsanız bir şekilde işiniz çıkıyor ve ertelemek zorunda kalıyorsunuz. Bu rahatsızlığınızı arkadaşınıza açamadığınızı da düşünecek olursak “bir türlü görüşmeye fırsat olmadı” diyerekten geçiştirmeye başlıyoruz.
Bu ve buna benzer problem yaşadığınız yerler bilinçaltınıza yerleşerek sizi bir refleks gibi kişi ve mekânlardan uzaklaştırmaya başlar. Ne yapmak istediğinizi biliyor ama sonuca bir türlü ulaşamıyorsanız, kesinlikle kalıplanmış bir program buna engel oluyordur. Geçmişte kalmış, unuttuğunuzu sandığınız ama etkileri günümüze kadar gelen bir düşünceniz bile peşinizi bırakmıyor ve sizi baltalıyor olabilir.
Karşınızdaki insanların sınıf farklılıklarını gözünüzde büyütüyor ve rahat konuşamıyor olabilirsiniz. Yetişme çağımızdan itibaren, maddi durumu iyi insanların yanında sadece saygı ile el pençe olan kişiler gözlemlediğimiz için bizler de kusur etmemeye çalışırız. Fakat onlarında bu konuma gelebilmek için kendi paylarının ne kadar etkili olduğunu bilmemiz gerekiyor. Miras ya da haksız kazançlarla gelinen bu nokta, bu tip kişilerin kendi kişilik özellikleriyle değerlendirilmelidir. Ticari zekâsını kullanarak, kendi çabalarıyla bulunduğu konumu hak eden kişilerle çok daha rahat sohbet edebileceğinizi unutmayın. Dış görünüm sadece etiketten ibarettir. Önemli olan iletişiminizde sınıf farklılıklarını sadece ayrıntı olarak görebilmektir.
Sizin üstünüz pozisyonunda olan birisinin sizi işaret ederek konuşması ya da görüşme yapmak için sizi odasına çağırması gibi durumlarda gereksiz kuruntulara kapılıyor olabilirsiniz. Ne konuşulacağını bilmeden olumsuz senaryoları kafanızda ardı ardına oynatarak zihninizde yaşıyorsunuz. Herhangi bir nedenden ötürü, uyarı almaktan tutun da, işten çıkartılmaya kadar seçeneklerle bocalayarak moralsiz bir şekilde görüşmeye gidiyorsunuz. Hayattaki en olumsuz şey kendi kendinizin moralini bozmaktır. Çevrenizdeki kişilerin sizden beklentisi iş hayatında ticari, özel hayatta manevi isteklerdir. Hiç kimsenin isteklerini sonuna kadar karşılamaya mecbur değilsiniz. Bu yüzden her zaman insanların karşısına güler yüzlü ve kendinden emin bir şekilde çıkın. Böylelikle sizin emin duruşunuz onların size daha çok güvenmelerini sağlayacaktır. İşvereninizin size kapıyı göstermesindense yol göstermesi tercihiniz olacağından, olumsuz durumlarda dahi çağrıldığınızda, olumlu ve ılımlı olmayı elden bırakmayarak çözümün bir parçası olmaya çalıştığınızı belirtin. Bana da başarılarınızın devamını dilemek kalacaktır.
Yaşadığımız toplum içine ne kadar çok uyum sağlarsak, geçmişimizdeki bazı değerlerden de o kadar uzaklaşıyoruz. Büyüdüğümüz çevredeki arkadaşlardan yavaş yavaş koparak mesai arkadaşlarımız ya da müşterilerimiz ile daha çok vakit geçiriyor oluyoruz. Önceden görüştüğümüz arkadaşlarımızla saatlerce vaktin nasıl geçtiğini anlamazken, yeni arkadaşlarımızla 1-2 saatlik görüşme bile fazla gelmeye başlıyor. Bizi yeni tanıyan kişilerin sorduğu sorulardan bazen rahatsızlık duyabiliyoruz. Kendimizle ilgili öğrenilmesini istemediğimiz bilgilerin sohbet olarak açılması bizi daha da çok gerebiliyor.
Farklı bir ortama girmişsek ve memleketimizin bu yeni çevre tarafından bilinmesini istemiyor olabiliriz. Memleketimizle ilgili olumsuz haberlerin çoğunlukta olması yada o yöreye ait insanların espri konusu olabilecek özellikleri yüzünden aynı duruma maruz kalmak istemeyebilirsiniz. Yeni çevrenizde kendinizi kabul ettirmek ve yer edinmek için bu tip durumları gülümseyerek kabullenmeyi öğrenin. Memleketinizin ülke ekonomisindeki yeri ve katkılarını, memleketinizden çıkıp ülkenize hizmet veren önemli kişiler hakkında bilgi edinmeyi unutmayın. Şaka yollu bile olsa sadece bu nedenden ötürü bile rahatsızlık duyup, yanlış anlaşılmalar yol açabilirsiniz.
Yetişme çağımızda bizleri büyüten nine ve dedelerimizin, kendi alışkanlıklarını da benimseyerek büyütülürüz. Çeşitli tesadüflerle bu alışkanlıklar onlar için çok doğru bir yaşam rehberi niteliğini de taşıyabilir. Batıl inançlarda diyebileceğimiz bu alışkanlıkları biz de hayatımız boyunca nedenini sorgulamadan devam ettirebiliriz. Çünkü yetişme çağında verilen bilgileri sorgulayacak bilinç seviyesinde olmuyoruz. Çok çok sonradan fark ederek bunları değiştirebilmek için büyük çaba harcıyoruz. Hepinizin bildiği birçok batıl inancın yanı sıra, para kazanamamak, başarılı olamamak ya da kolay kolay arkadaşlık kuramamak gibi belirli kalıplarımızı daha küçük yaşlarda ediniyoruz.
Yaşamadığımız birçok deneyimi duyduğumuz dinlediğimiz ve gördüğümüz olayları değerlendirerek kalıplarımızı oturtuyoruz. Yıllar geçiyor biz hala ne istediğimizi bilmez halde hayatımızı sürdürmeye çalışırken başkaları nasıl oluyor da bir şeyleri başarabiliyor diye kafayı takıyoruz. Hâlbuki kendi kalıplarımızı sorgulamaksızın her gün ve her gün yaşatmaya devam ediyoruz.
Diyelim ki; Dışarı çıkmak ve birkaç işinizi halletmek istiyorsunuz; fakat havaya bakarak yağmur yağacağını tahmin ediyorsunuz ya da dışarısı soğuk olduğu için daha uygun bir günde hallederim diye işinizi erteliyorsunuz. Acaba bunun nedeni; küçükken kat kat giysilerle giydirilmeniz, hasta olmamanız için yüzlerce kez yapılan tembihler, yağmura yakalanmamanız için “Aman dikkat et, Sakın ıslanma” şeklinde uyarılarla geçen bir neden olabilir mi? Çok yoğun bir tempoda olmasınız dahi, yapacağınız birçok işi daha önceden kalıplanmış kurallarınıza uydurmaya çalışıyor ve mecbur kalmadıkça kendinizi hareket ettiremiyorsunuz. Bu konuda haklı sebepleriniz olmadığını düşünün ve bu kalıplarınızı fark edin.
Sizi özlediğini belirten eski bir arkadaşınızın davetini aldınız. Büyük bir heyecanla onu görmek istiyorsunuz Fakat arkadaşınızın bulunduğu yerde görmek istemediğiniz, eskiden büyük problemler yaşadığınız bir kişi daha var. Arkadaşınızla görüşmek için ne zaman randevulaşsanız bir şekilde işiniz çıkıyor ve ertelemek zorunda kalıyorsunuz. Bu rahatsızlığınızı arkadaşınıza açamadığınızı da düşünecek olursak “bir türlü görüşmeye fırsat olmadı” diyerekten geçiştirmeye başlıyoruz.
Bu ve buna benzer problem yaşadığınız yerler bilinçaltınıza yerleşerek sizi bir refleks gibi kişi ve mekânlardan uzaklaştırmaya başlar. Ne yapmak istediğinizi biliyor ama sonuca bir türlü ulaşamıyorsanız, kesinlikle kalıplanmış bir program buna engel oluyordur. Geçmişte kalmış, unuttuğunuzu sandığınız ama etkileri günümüze kadar gelen bir düşünceniz bile peşinizi bırakmıyor ve sizi baltalıyor olabilir.
Karşınızdaki insanların sınıf farklılıklarını gözünüzde büyütüyor ve rahat konuşamıyor olabilirsiniz. Yetişme çağımızdan itibaren, maddi durumu iyi insanların yanında sadece saygı ile el pençe olan kişiler gözlemlediğimiz için bizler de kusur etmemeye çalışırız. Fakat onlarında bu konuma gelebilmek için kendi paylarının ne kadar etkili olduğunu bilmemiz gerekiyor. Miras ya da haksız kazançlarla gelinen bu nokta, bu tip kişilerin kendi kişilik özellikleriyle değerlendirilmelidir. Ticari zekâsını kullanarak, kendi çabalarıyla bulunduğu konumu hak eden kişilerle çok daha rahat sohbet edebileceğinizi unutmayın. Dış görünüm sadece etiketten ibarettir. Önemli olan iletişiminizde sınıf farklılıklarını sadece ayrıntı olarak görebilmektir.
Sizin üstünüz pozisyonunda olan birisinin sizi işaret ederek konuşması ya da görüşme yapmak için sizi odasına çağırması gibi durumlarda gereksiz kuruntulara kapılıyor olabilirsiniz. Ne konuşulacağını bilmeden olumsuz senaryoları kafanızda ardı ardına oynatarak zihninizde yaşıyorsunuz. Herhangi bir nedenden ötürü, uyarı almaktan tutun da, işten çıkartılmaya kadar seçeneklerle bocalayarak moralsiz bir şekilde görüşmeye gidiyorsunuz. Hayattaki en olumsuz şey kendi kendinizin moralini bozmaktır. Çevrenizdeki kişilerin sizden beklentisi iş hayatında ticari, özel hayatta manevi isteklerdir. Hiç kimsenin isteklerini sonuna kadar karşılamaya mecbur değilsiniz. Bu yüzden her zaman insanların karşısına güler yüzlü ve kendinden emin bir şekilde çıkın. Böylelikle sizin emin duruşunuz onların size daha çok güvenmelerini sağlayacaktır. İşvereninizin size kapıyı göstermesindense yol göstermesi tercihiniz olacağından, olumsuz durumlarda dahi çağrıldığınızda, olumlu ve ılımlı olmayı elden bırakmayarak çözümün bir parçası olmaya çalıştığınızı belirtin. Bana da başarılarınızın devamını dilemek kalacaktır.
- İşyeri kabusu Mobbing
- ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN
- Doğal taşlar ilaç gibi geliyor
- Her anın değerini bilmek
- Düşüncelerimiz kadarız
- Adım Adım Hayat
- Meleklerle Yaşıyoruz
- Renklerin Gücü
- NİSHTİME
- Ruhun müziğini yapan müzisyen
- Karar vermenin Efendisi
- Yılmaz Güney in Elifi
- Ya Türkler,Vendee Soykırımını tanısalar ne olurdu?
- 2011 Veda ederken
- Selma Desmond Hayatını Kaybetti
- Bedelli Askerlik
- Vicdani Redçimisin vay haline...
- HERKEZİN BAYRAMI MI????????
- Deprem bölgesine yapılan yardım seferberliği
- Van da Yaşanan Deprem ve Yarım Kalan Hayatlar
- Değişimin Gücü
- Vatan Sağolsun
- Öldürmeyen her şey güçlendirir
- Atalarımız Doğru Söylemişler
- D.O.S.T
- Hoşgeldin Sonbahar
- Sevmeyi öğrenmek
- Hayatın Kitabını Yazmak
- Annelerimiz Canlarımız
- Yurdum insanı nasıl bir ülke hayal eder?
- Ali Kaptan sen ne yaptın öyle?
- Söz almayan milletvekilleri
- Kim olduğunu unutmak
- Hayata Dair Nasihatlar
- Geçmiş olsun Cem Özer
- Dünya Kadınlar Günü
- Özhan Büyükbabaya
- Dekolte Taciz i Davet Edermi?
- Ayşe Arman dan Aşk Üzerine
- Üçüncü Sayfa Haberleri Artık Birinci Sayfada
- Defne Joy Foster Dualarımız seninle
- Aborjinler Üzerine
- Ne Büyük Adammışsın Murphy
- Asosyal paylaşım siteleri
- 2011 in ilk yazısı
- Hayata Dair
- 90 lı yıllar ve özgürlük tutkusu
- Hayata Format Atmak
- Hayatı Şükürle Kucaklamak
- Merhaba
- Hayat etki-tepki meselesidir
- Affetmek
- Geçmiş Yaşantında Kimdin?
- Kaybettiklerimiz aslında kurtulduklarımızdır
- Kutadgu Bilig'den 50 Mesaj
- Kalıplarımız, Alışkanlıklarımız ve Takıntılarımız
- Yoga beni aldın nerelere götürdün
- Erkekler için büyük kolaylık BÜKÇE
- Gamsız Hayat
- Velisi olan kadınlar
- İstanbul'da çocuk eğlendirmek zor zenaaat
- Şık mısın rüküş müsün yoksa süslü mü?
- İlham Cadıları
- Aşkı amatörce yaşamak
- Balina'mı denizkızı'mı
- Mutlu Evlilik varmı?
- Mağdure Edebiyatı
- Dalkavuklar mı ?
- Pazartesi Başlayacağım
- Güven
- Batıl İnançlarımız
- 2009 yılını geride bırakıyoruz
- Stuffed pumpkin (balkabağı dolması)
- 10 Kasım
- 80' li yıllar
- Bir çocuk doğduğu anda bir anne doğarmış
- Prof.Dr Fısher'a göre aşk
- Hülya -Gülben
- Küçük hesaplar,küçük zaferler
- Farkındalık
- Direnmek yada Direnmemek
- İlk aşkım ilk işim
- Kadinlar ve Bilgisayarlar
- iliskilerde yas farkinin onemi

























