22-Mayıs-2012, 01:24 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
Türkiye ye Karşı Psikolojik Harekat
İhsan Türkmen
İhsan Türkmen

Eklenme Tarihi: 02-Haziran-2010, 11:21
Okunma Sayısı: 726
Bilindiği gibi, rekabet ve çıkar çatışmalarının bir sonucu olan sıcak savaşlar,telafisi mümkün olmayan büyük maddi ve manevi kayıplara neden olmaktadır.Örneğin 9 Mart 1945’te 334 Amerikan B-29 Bombardıman uçağının Japonya’ya bir saldırısında 267.171 bina , 84.000 sivil ölmüş ve 40.000 sivil yaralanmıştır.Bu nedenle bireylerin fiziki bütünlüğüne değil de zihnine, kalbine ve ruhuna ; toplumlarında, ekonomik,politik,kültürel ve askeri yönlerine etki edebilen ve daha az maliyetle uygulanabilen psikolojik harekat faaliyetleri, Lenin ve Hitler’in sosyal bilimlerden istifadeyle geliştirdikleri yeni tekniklerle bugünkü gücünü kazanarak sıcak savaşların yerini almıştır.


Geçmişten bugüne ülkemizde gözü olanların, toplumumuzda hedef seçtiği kesimin kendilerine yandaş olmalarını sağlama yolunda ilk adım ; bir yayınevinin etrafında bir araya gelen insanların yazdıkları kitaplar,çıkardıkları dergi ve gazetelerle ideolojik zemin hazırlamak olmuştur.İleride yapılacak her faaliyet için toplumda ideolojik anlamda kabul görmüş olması gerekir.


Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik yapılan psikolojik harekat hakkında kısa bir değerlendirme


Ülkemiz bir çok ülkenin psikolojik saldırısı altındadır.Bunun en açık örneğini 80 olaylarında görebiliriz.Üniversite öğretim görevlisi, yazarlar, öğrenciler buna maruz kaldı.Sonuç olarak gereksiz yere kan döküldü.Toplumda sahte bir kaos yaratıldı ve darbe için zemin hazırlandı.Sonuç ortadaydı.


Savaşlar artık tank,top ve tüfekle yapılmıyor.Bir söz vardır : Savaşmadan kazanmak en iyisidir.Demek isteniyor ki can ve mal kaybı olmadan düşman millete boyun eğdirilebilir.Bunun yolu da kendi isteklerimizi onların beyinlerde yaratmaktan geçiyor.


Psikolojik savaş ülkeler arasında barış ve savaşta her zaman aynı şiddetle devam ettirilir.

İster dost ve müttefik ve ister tarafsız ve isterse alenen düşman olsun, devletlerin ve küresel güçlerin Türkiye üzerinde psikolojik harekat tehdidi oluşturmalarının ortak veya birbirinden farklı sebepleri vardır.Bunları genel hatları ile şöyle sıralayacağım ;


-Aralarında önemli çıkar çatışmaları ve çözülmesi zamana bağlı anlaşmazlıkları olan komşularına Türkiye’nin yardım ve desteğinin önemini değerlendiren bir kısım ülkeler, Türkiye’yi kendilerine rakip ve güçlü bir tehdit olarak değerlendirirler. ( Çin,Hindistan)

-Bazı ülkeler kendi milli güvenlik stratejilerini küresel ve bölgesel alanda uygulamaları esnasında TC’yi daima önemli bir güç merkezi olarak değerlendirirler.Buna göre Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada tek güç olmasını engellenmesi için başvuracakları en etkili yol psikolojik harekattır.( ABD, İngiltere,Almanya,Fransa,Rusya,Ukrayna,Japonya)

- Bazı ülkeler, orta ve uzun vadede ekonomik kaynakların devamlılığı, pazarlarının güvenliğinin sağlanması,petrolün,uyuşturucunun ve enerji nakil hatlarının kontrol edilmesi açısından yolların merkezindeki Ortadoğu’nun TC’nin etkinliği altına girebileceğini değerlendirirler.Bu ülkeler, ülkemizi bugün ve gelecekte muhtemel bir rakip olarak ve tehdit olarak görürler bu yüzden bu gücün önlenmesi yine asker kullanmadan psikolojik harekat metotları ile çözmeye çalışırlar.( Avrupa Birliği üyesi ülkeler )

-Osmanlı Devleti’nin uzun yıllar hakimiyeti altında kalan ve bugün Osmanlı topraklarında bağımsız olarak bayrak gösteren ülkeler TC’nin gelişmesini tarihi bir korku içinde kendilerine tehdit olarak görürler.Bu gelişmeye daima engel olamaya çalışırlar.Buna tek başlarına cesaret edemeyeceklerinden bu hedeflerini psikolojik harekat metotlarını uygulayarak elde etmek isterler. ( Suudi Arabistan, Libya, Mısır )


 

Küresel mimarların yeniden yapılandırmaya çalıştıkları Ortadoğu coğrafyasında kendilerine mani olabilecek ve karşı koyabilecek tek güç TSK’dır.Bu yüzden bazı çevreler TSK’nın yıpratılmasında yarar görüyor.Ordumuza yönelik psikolojik savaş saldırılarının içerikleri şunlardır ;

-Askerler mafyalaştırılmıştır.Faili meçhul cinayetler içinde parmağı vardır.

-Ordu içinde çeteler vardır ve bunlar kendi başına buyruk yasa dışı işler yapmaktadır.

-Bazı ordu mensupları, kara para aklama, uyuşturucu ve silah ticaretine bulaşmıştır.Bu işleri ordu içindeki görev gereği olan gizli çalışan birimler gizlilik ve dokunulmazlık örtüsü altında yapmaktadır.


Bu içeriklerde yapılan her saldırı ordumuzun halk gözünde itibarını sarsmak içindir.Ordu-Millet kavramını zayıflatmak ve görev yapamaz hale getirmektir.Güçsüz bir orduya sahip Türkiye asla ve asla bu coğrafyada tutunamaz.Devletin en gözde birlikleri olan Bordo Berelileri Gladyo-Kontra gerilla-Derin Devlet gibi kavramlarla halkın beyninde olumsuzlamaya çalıştılar.Bunda bir ölçüde başarısız oldular.Ne olursa olsun,göstergeler halkımızın halen ordusuna güvendiğini göstermektir.İşin ilginç yanı ise ordumuza ne kadar saldırı olursa o kadar güven duygusunun yükselmesidir.Türk halkı Türk ordusunu doğurmuştur ve her ana gibi evladına yöneltilen suçlamalarda daha fazla sahiplenmektedir onu.


Dünya genelinde uygulanan psikolojik harekatlar

Yakın bir zamandan bahsedelim.İkinci dünya savaşından sonra daha fazla silahlanma yarışına girildi.2. dünya savaşında ATOM bombasının etkisini gören SSCB ve ABD hemen nükleer silahların imalatına başladı.Zaman geçtikçe iki kutuplu dünyada yani ABD ve SSCB’nin dünyasında giderek sayıları ve güçleri artan nükleer silahlar ile kontrol edilemez bir silah dengesi meydana getirildi.Bu silah sistemleri her an kullanılmaya hazır bir durumda birbirlerinin stratejik hedeflerine karşı kullanılmak üzere dünyanın muhtelif yerlerine depolandı.NBC( nükleer + biyolojik + kimyasal ) silahların sayısındaki artış devam ederken teknolojik gelişmelerle birlikte HİDROJEN ve NÖTRON bombaları geliştirildi.Bu silahlanmanın sonu gelmeyeceğini anlayınca taraflar bu silahların imhasına karar verdi.Ancak tamamen imhası mümkün değildi.Bu silahların yerini konvansiyonel silahlar dediğimiz parça tesirli olup, nükleer etkisi bulunmayan silahlar doldurdu.Bir müddet sonra bu silahlarda da dengeye ulaşıldı.Oluşan silah gücü dengesi 3. dünya savaşını bir süre ertelemiş oldu.Nedeni ise tarafların topyekün silahlı çatışmayı göze alamamasıydı.Sonunda buna da çare bulundu.Yeni silah PROPAGANDA idi.Ve bu silahla yapılan savaşa da PSİKOLOJİK SAVAŞ adı verildi.Bu durumda herhangi bir ülke herhangi bir ülke üzerindeki menfaatlerini gerçekleştirmek için toplumsal sorunları körükleyecek ve çatışma grupları yaratacaktı.Çevre ülkelerde kendisine yandaş bulacak ve bu çatışmaları da destekleyecekti.


Bu savaşın hedefi insanın beynine görünmez zehir atmaktır.Dış güçlerin propagandası milletimizin çatlaklarına değinmektedir.Bu çatlakların başında maneviyatı gelmektedir.Refah seviyesinde ve konforda bir ilerleme var ise de toplumdaki değer yargıları büyük ölçüde zedelenmiştir.Artan nüfusun yarattığı sorunlar,teknoloji ve sanayi alanındaki baş döndürücü gelişmeler ile hızla gerçekleşen çarpık kentleşme gibi etkenler sonucu önce fertler ve sonra da bu fertlerin oluşturduğu cemiyetlerde ciddi ölçülerde manevi çöküntüler meydana gelmiştir.Değer yargılarının bırakılması ve manevi çöküntüler materyalist felsefenin doğmasına ve gelişmesine sebep olmuştur.Kendini boşlukta hisseden insan bir bakıma psikolojik savaşın zararından daha çok etkilenmiştir.1917 Rus ihtilalinden sonra Lenin bu savaşı kullandı. Almanlar, İngilizler,ABD ve Rusya 2. dünya savaşında bu propaganda faaliyetini kullandı.Hatta Hitler’in Propaganda Bakanının olduğu bilinmektedir.

Psikolojik savaş sadece askeri alanda değil, ekonomi,hukuki,siyasi,kültürel ve bilim alanında da icra edilmektedir.Bilim alanında şu örneği verebilirim ; ABD’nin kendi uydularından evlerin içini dahi görebileceği iddia edilmiştir.Yazılıp çizilmiştir.Oysa ABD’nin ortağı olan İsrail nedense bu teknolojiden nasibi almamış gözükmektedir.Alsaydı Filistinli direnişçilerin saklandıkları yerleri görür, intihar bombacılarını tespit eder önemli kayıplar vermezdi.Anlaşılacağı üzere bu asılsız bir iddiadır.



Psikolojik Harekatın Tanımı ve Kısaca Değerlendirilmesi

Bugüne kadar önemli işler yapan 1982 anayasasıyla birlikte MGK Genel Sekreterliği bünyesinde kurulan Psikolojik Hareket Teşkilatı Avrupa Birliğinden gelen Basklar yüzünden kaldırılmıştır.Anlamı şudur : Halk dış güçlerin psikolojik savaşına karşı korumasız bırakılmıştır.

 

Hedef alınan kişi ve grupların sahip oldukları potansiyel ve toplumu etkileme gücü oranında düşmanın psikolojik harekat baskısı artar.Demek istediğim şudur ki bir topluluk yayıldıkça ve güçlendikçe bazılarının işine gelmeyecektir.Yayılma ve güçlenme hızı arttıkça bu baskılara karşı koyacak birimlerin hemen, gelecekte olması ihtimal engellerin neler olabileceği hakkında ön çalışmasını yapmaları ve bu engellere karşı alınacak tedbirlerin neler olduğunu iyi belirlemeleri gerekmektedir.Bunun dışında devlet adamları,üst yöneticiler,üniversite gençliği,öğretim üyeleri iç ve dış psikolojik tehditlere daha fazla muhatap olmaktadır.Bu gruplar ve kişiler her zaman bu tip savaşın ana hedefidir ve olacaktır.Yakın zamanda Gençliğimiz üzerinden yürütülecek bu savaşın ana hedefleri bütünlüğü bozmak,toplum bazında ve toplum içinde güveni sarsmak,gençlerimiz arasında bulunanların yalnızlığa itilip korumasız hissetmesine sebep olmaktır.


 

Basın-yayından psikolojik savaşın etkileri görülebilir.Zaten büyük bir çoğunlukla basın-yayın kullanılarak bu savaş sürdürülmektedir.TC’nin dış politikaları hakkında yalan yanlış haberler yapmaları boşuna değildir.Satılmış basın ve satılmış aydınlar her yerde boy gösteriyorlar.Milletimiz aydın diye bildikleri satılmışların sözlerini dikkatle dinliyorlar.Oysa bunların geçmişini ortaya çıkarıp halkımızı uyarmak boynumuzun borcudur.Yoksa bir süre daha bizler bunları aydın diye tanıyacağız.Her türlü imkan kullanılarak psikolojik savaşın etkilerini ve bununla bize neler yapıldığını anlatmak mecburiyetindeyiz.Bu savaşa karşı en önemli savunma mekanizması, saldırıya maruz kalacak kitlelerin,tehdit eden ve edecek güçlerin çalışma şekilleri ve uygulama yöntemleri ile ilgili bilgilendirilmesidir.

Dr. Tahir Tamer Kumkale'den yararlanılmıştır.