Geçenlerde, Kızılay’ın insani yardım amacıyla Sudan’a giden kafilede bulunan yakınımla sohbet ediyordum. Okuduğum bölüm nedeniyle; o topraklarda yaşam mücadelesi içinde olan insanlara yardımcı olmak isteğim, hayatımda yapmam gerekenler listesinin en üst sıralarında bulunuyor. Sudan, Etiyopya vb. üçüncü dünya ülkelerinde yaşam standartlarını ve insanların ihtiyaçlarını merak ettiğimden, aklıma takılan soruları bir bir sormaya başladım. Edindiğim bilgiler sonunda;
Sağlık Bakanlığı’nın yılın belli dönemlerinde kontenjan açtığını ve gönüllü sağlık personellerinin başvurabileceğini öğrendim. Sudan’a giden sağlık personellerinin o topraklarda ki kısıtlı yaşam alanı ve olumsuz şartlarına rağmen, Kızılay’ın gönüllülere temiz içecek, yiyecek ve konaklama ortamı yarattığını öğrendim. Biraz daha açmak gerekirse; 5000 $’a bina tutulmuş. İki yataklı odalarda klima ve TV bulunmakla beraber banyo ihtiyaçlarını karşılayacakları bir ortam yaratılmış. Bununla kalınmayıp günlük 65$ ücrette, “GÖNÜLLÜLERİN” hesap numaralarına aktarılıyormuş. Şu ana kadar anlattıklarım, insani yardım amacıyla hareket edilen ve aslında hiçbir beklenti olmaksızın gidilmesi gereken bir ülkede sunulan maddi imkânlar çerçevesi…
Bu tür imkânlar sağlanılmasına rağmen, 3.dünya ülkelerine vicdan, maneviyat, ideoloji leri veya fantezi nedeniyle gitmiş olan sağlık personellerinin ufak ayrıntılar yüzünden büyük sorunlar çıkartıp, muhalefet edip ve grup içerisinde imtiyazlar istemeleri sonucu 18 kişilik kafileden 13’ü bir ay süre sonunda geri dönmek için dilekçelerini yazmış. Ve yetkililere tüm imkânsızlıklara rağmen, teknolojinin faydalarını kullanarak ulaştırmışlar isteklerini.
Demek ki isteyince oluyormuş değil mi 13/18 gönüllüleri?
***
Ve ayrılmaları sonunda ne olmuş biliyor musunuz?
Oradaki insanları mağduriyetleri ve kaderleriyle baş başa bırakmışlar…
Kısa süre de olsa, çatık kaşlar ve sevimsiz suratlar olsa da gördükleri sağlık imkânlarından, doktordan, hemşireden, ebeden faydalananları mahrum bırakmışlar…
Şikâyetlerini, gerek beden diliyle gerekse konuşulan dille anlatabilen halktan koşarak uzaklaşmışlar…
Şartlarına boyun eğmeyen bedenlerine, bir kırbaçta 13/18 gönüllüleri vurmuşlar…
Düşünün; birileri size yardımcı olmak için 10 saatlik hava yolculuğu yapıp geliyor.
İlaç eksiği, malzeme sıkıntısı olsa da size bir ay yardımcı oluyorlar.
Sağlık alanında ve sosyal yaşamda şikâyetlerinizi dinleyecek, yardımcı olacak ve çare üretebilecek birilerinin olduğu biliyorsunuz.
Diktatörlerin, otoriterlerin, vicdansızların bu dünyayı hâkimiyet altına aldıklarını ama birilerinin buna karşı çıktığını, tepki verdiğini ve yerlerinden yurtlarından çok uzakta olan bir toprağa sizin için geldiklerini görüyorsunuz.
Herkesin fildişi kulelerinde yaşamadığını, sizleri düşündüğü görüyorsunuz.
Yok, olmaya mahkûm olan özgüveniniz yeniliyorsunuz, umut ediyorsunuz kendinizi güçlü hissediyorsunuz…
Fakat bir gün derme çatma evininizde ki yatağınızdan kalkıp var olan şikâyetlerinizi, sıkıntılarınızı veya yeni yüzleri, iyi insanları görmek için sağlık hizmeti verilen yere vardığınızda, birazdan yazacağım şikâyetler yüzünden sinir harbiyle, koşarcasına kaçan insanlar görüyorsunuz.
Bu mümtaz ve gönüllü vicdansızların girdikleri işi yarı yolda bırakıp, şikâyet ettikleri istekleri ise;
Soğuksu var ama yeterince pet şişe yok!
Yemekler istediğimiz gibi değil!
Çok yoruluyoruz!
İnsanlarla anlaşamıyoruz!
Böyleymiş kaçma nedenleri.
Öğreniyorsunuz veya hissediyorsunuz…
***
İnsani yardım, vicdani sorumluluk ve insanın en önemli ihtiyacı olan sağlık hakkının sağlanmadığı bir ülke de insanları fiziki olarak kontrol etmek, sosyalizasyonlarına yardımcı olmak çabası içinde olması gereken vatandaşlarımızın şikâyet sebeplerine bakınız!
Ne düşünüyorsunuz?
Anlayabiliyor musunuz veya hak verebiliyor musunuz?
Tıp, bilim çaresiz kalıyor değil mi?
Oraya geliş amaçlarıyla, hastalıklardan, parasızlıktan ve çaresizlikten çırpınan Sudan’lıların var olma çabası içinde olduğu topraklardan ayrılma kararlarını kıyaslayabiliyor musunuz?
Ve o topraklara gönüllü olarak gitmek için başvuranların bunu yaptıklarını düşünebiliyor musunuz?
Bu ne yaban çelişki?
Bu nasıl bir zihniyet?
Denilebilecek çok şey olmasına rağmen bu zihniyetleri(olayları ve insanları genelleştirilmemek kaydıyla!)ülke gündemine uyarlamak ve yaşanılan keşmekeşliğin, bilgi Kirilliliğinin, düşüncesizliğinin nasıl çözüleceği konusunda ki sonuçları size bırakıyorum…
Ne diyebilirim ki kolay gelsin…


























