ANATOLIA DA BAYRAM
Eklenme Tarihi: 08-Eylül-2010, 11:19
Okunma Sayısı: 884
Anatolia adını paylaşmak istemediğim bir hastanenin ruh ve sinir hastalıkları merkezi diyebileceğimiz
madde-alkol bağımlılarının,ağır travma yaşayanların tedavi merkezi.Kendi içinde Anatolia1-2-3 gb rakamlara ayrılan binalardan ibaret.Uzman doktorlar,yardımcı asistanlar ve daha niceleri....
1500-2000 kişi yatarak tedavi edilebilir durumda.Ve en acısıda boş yatak sayısı çok az.27/07/2010 tarihinde apayrı bir nedenle gittim buraya.Ve belkide hayatın bir tesadüfüydü orda bulunmam.Almam gereken bir ders vardı.Ses çıkarmadan olana bitene okadar kitlenmiştim ki..
Genişçe bir bekleme salonunda deri koltuklarda öylece kalmış izliyordum.Camın önünde otuz-otuzbeş yaşlarında ,uzun siyah saçlı bir kadın oturuyordu.Doktoru yatan hastaları kontrole çıktığından geç gelecekmiş.Babasıyla gelen bu kadın belli ki zor durumda,vücuduna zamansız gelen titremelerden tedirgin biran önce gitmek istemekteydi.Kadının adı Tuba.Babası onu alıp birşeyler içirmek için dışarı çıkardı.Tam o sırada 1.80 boylarında yine aynı yaşlarda bir adam eşinin kolunda girdi içeri.Elinde bir su şişesi sürekli başını ovuyordu.Etraftan kopuktu ve hatta kendi ailesinden bile hiç kimseyle konuşmuyordu.Kapıda annesi ve babası bekliyordu.Benim yadırgadığım adamın bu haline ailesi"iyice düzeldi artık,çok şükür"diyordu.Doktoru gelen adam odaya girip kapıyı ailesinin yüzüne kapatıverdi.
Ne gariptir ki onlar buna bile çok seviniyordu.Demek o kadar tepkisiz okadar kopuktu ki herşeyden..
Saat ilerlerken annesi ve babasıyla bu kez yirmibeş-yirmialtı yaşlarında gencecik bir kız getirildi.Yanındakilerin sorularına cevapsız ve donuktu.Gözlerini saate dikmiş öylece duruyordu.
Babası yada bir yakını olan adam sigara içip içmeyeceğini sordu.Kız cevap bile vermedi.Nihayet doktor gelmiş hastalarını çağırmaya başlamıştı.Odaya ilk önce Tuba girdi.Babası dışarda bitkin bir şekilde beklerken aradan otuz dakika geçti ve memuriyette görevli kadının dahili telefonu çaldı.Kadın kısa bir süre konuştuktan sonra gayet soğukkanlı bir ses tonuyla "Tuba nın yakını kim"diye seslendi.Yaşlı adam kendini belli edercesine yanına gitti.Kadın"doktoru yatmasını ön görmüş tedavi için.Siz gidip yatış işlemlerini başlatın"dedi.Çaresizlik içinde gözleri kan çanağı gibi olmuş adam nereye gidip ne yapacağını şaşırmıştı.Kadın çıktığında "beni burda bırakma"diyordu.
Tam o sırada Gökçe içinde beklenen haber gelmişti.Annesi bir elinde telefon durumu bir yakınına anlatıyor ve ağlıyordu."Doktor acil yatması gerek kendine zarar verebilecek durumdaymış.Nerden para bulucaz"derken bir anda "bayrama çıkarırlarmı acaba,düzelmiş olur mu"dedi.Nedendir bilmiyorum en canımı acıtan kelimsiydi bu.Bunları neden anlattığımı düşüneceksiniz belkide.İşte o hevesle beklenen bayram geldi ve aklım bir buçuk ay öncesine gitti.Acaba Gökçe , Tuba ve diğerleri ne haldeydiler.Vermekte oldukları savaştan galip çıkabilmişlermiydi?
Yada "Anatolia da Bayram"nasıl geçecekti?
Aslında demem o ki;çoğu şeyin değerini elimizden gitmeden bilmeli.Sağlığın,bir yılı daha eksiksiz bir şekilde aile fertleriyle geçirebilmenin,en azından bir arada olamayanların bile sağlıklı olduğunu bilmenin ve daha nicelerinin...Hayatın bize sunduğu yaşarken önemsiz sıradan gibi görünen günlerin hepsi için teşekkürü bir borç bilmeliyiz.Herkese sağlıklı,huzurlu bayramlar diliyorum.Sağlığınız daim sevdikleriniz hep yanınızda olsun.....
- KÜÇÜK PRENS
- MAVİYÜZLER KUMPANYA
- Hayat Yazar Sen Oynarsın
- CESUR YÜREKLİ BALIK ADAMLAR
- APERATİF HAYATLAR
- MUCİZE
- ÖNCE SEN SENİ SEV
- ÇOK SEVENİN GİDİŞİ
- ANATOLIA DA BAYRAM
- AŞKMIDIR ARSIZ OLAN
- HIDIRELLEZ
- CEVİZ AĞACI VE ÇINARIN AŞKI
- Bir Ev Parasına Çanta Yaşasın Prada :)
- YENİ DİLİMİZ TURKCHE
- ARDINDA BIRAKACAKLARIN
- HER SENE YENİ BİR UMUT
- DÜŞLEDİKLERİMİZİN NERESİNDEYİZ
- MODERN ÇAĞDA BAYRAM GÜNLERİ
- KALİTELİ ZAMAN


























