90 lı yıllar ve özgürlük tutkusu
Eklenme Tarihi: 28-Kasım-2010, 03:20
Okunma Sayısı: 664
90'lı yıllarda üniversitede okuyanlar, genç olanlar iyi bilirler....
80'li yıllardan tüm dünya yeni kurtulmuş o iki arada bir derede ne olduğu belli olmayan
akım bitmiş, yerini kaliteli olmak kavramı almıştı. Kaliteli olmak;sık kullanılan bir kavramdı.
Ancak gerçek anlamından çok uzak kullanılıyordu. Yabancı müzikler,filmler hayatımızda
daha çok yer almaya başlamıştı. Türk filmleri,arabesk şarkı furyasının yavaş yavaş modası
geçmeye başlamıştı.Çoğumuzun anne ve babası 60'lı yıllarda genç olan ve o yıllarda
çok moda olan akımın etkisiyle yetişen duygusal,hassas çiçek çocuklardı.
Bizde onların 80'li yıllarda büyümüş asi olmaya çalışan 80'li yıllardaki toplumsal sorunlardan
nasibini almış çocuklarıydık. Bizler çalışan annelerin çocuklarıydık. Genelde annelerimiz
çalıştığı için kendi göbeğimizi kendimiz kesip,küçük yaşlarda doğruyu deneme yanılma
yöntemiyle bulmuş çocuklardık. Boynunda evin anahtarı her daim asılı olan ve belkide
kapıya uzanamıyacak kadar küçük....
Minibüse binip bir yerlere tek başına gidecek kadar büyük,sokakta oynayamıyacak kadar
küçük. Büyükannelerimizin anlattığı masallar ve harp türküleriyle uykuya dalan...
90'lı yıllar gelince birden büyüdüğümüzü hissettik.Hayat vaktinden önce büyümemize
izin vermişti. Arkadaşlarımın çoğu ve ben dahil yaşadığımız şehrin dışında okumayı tercih
ettik. Ben bu süre içinde yurtta kaldım. Yurtta kaldığım süre içinde Türkiyenin dört bir
yanından gelmiş hertürlü sosyal,ekonomik düzeyde olan şuandada görüşmeye devam
ettiğim birbirinden değerli dostlarım oldu. Aynı okulda okumak,aynı bölümde okumak
gibi birşey değil 24 saati birlikte geçirdiğimiz hayatı paylaştığımız sevgili arkadaşlarım.
Ailelerimiz ziyaret ettiğinde sevinip, evlerimize gittiğimizde eli kolu dolu olarak dönüp
herşeyimizi büyük bir mutlulukla paylaştığımız arkadaşlarımız. Bazen sabahlayıp derdimizi
anlattığımız,bazen derdine ortak olduğumuz çözüm bulmaya çalıştığımız emek harcadığımız
ilişkiler.Dostluk vardı, o ilişkilerde kader birliği vardı...
Nescafeleri kavanozlara doldurup( buz gibi olması hiç önemli değil) bir gün önceden ders
çalışıp sabahladığımız sınav günleri...
Bu arada bir anımıda paylaşmadan edemiyeceğim.
Son sınıftayım; çok aşığım evlenmek istiyorum, ailemin şartı diploma bir tarafa evlilik bir
tarafa kara kara düşünüyorum ne yapabilirim diye....
Final dönemi geldi çattı. Alttan derslerim bir dolu ve ailemin bu durumdan haberi yok.
Gri boğazlı kazağım ve jeanimi giyerek başladığım final dönemi toplamda 15 günde 20
saat uyku,gri boğazlı kazağım ve jeanimle nihayete erdi.Çünkü üstümdekileri bile
değiştirmeden o sınavdan o sınava koşuyordum. Hatta 15.gün o güne ait 3.sınava
girerken iki sınav arası kütüphanede çalıştığımı bilen arkadaşlarım tarafından kütüphaneden
koluma girilerek çıkartıldığımı hatırlıyorum.Sonuç ikinci sınıftan iki dersim kaldı ve mezun
olamadım. Mezun olamama rağmen ilk başvurduğum o yıllarda hatırı sayılacak bir bankada
işe girdim,sadece sınavda kazandığım pozisyon değil mezun olamadığım için daha farklı
bir pozisyondan başlamak zorunda kaldım.Herneyse ama ailemi bu durum yumuşattı ve
evlendim.
Bu arada yaşıtlarımın çoğu sevgilileriyle aynı evi paylaşıyorlardı. Evlenmeyede hiç niyetleri
yoktu. Ailelerine karşı sorumlulukda hissetmiyorlardı. İş sorumluluğu almak hiç istemiyorlardı.
Öğrenci yaşantısını o salaşlığı günü birlik yaşama olayından memnunlardı. Bunu özgürlük
olarak görüyorlardı. Ve bu özgürlük işini abarttılar iyice....
Sonra o aynı evi paylaştıkları sevgilileri kendilerinden bir jenerasyon küçük kullanılmamış
sevgililer bulunca aşk acısıyla ortada kaldılar. Bugün baktığımda yaşları 35 ile 40 arasında
değişen ve özgürlük tutkuları nedeniyle hala aile kuramamış, çocuk sahibi olamamış ve
bunun özlemiyle yanıp tutuşan binlerce kadın var. Bu kadınlara her yerde rastlamak mümkün
ve kendilerini o kadar çok belli ediyorlarki...Bir arayıs içindeler kendilerini mutlu etmeye
çalışıyorlar ama bir yere kadar. O tecrübeyi (ebeveyn olma) yaşamayan insanlar ne kadar
paylaşımcı olurlarsa olsunlar içinde bulundukları bencillik duygusundan kurtulamıyorlar bir
türlü....
O özgür kadınlar bir süre sonra aidiyet,çoluk çocuk istiyorlar.Böylece kendileriyle çelişmiş
oluyorlar.Yaşı kemale ermiş huysuz bir kadın gördüğümüzde hiç evlenmemiş mi? diye
soruşumuz bundan herhalde. Bunu belkide bir başarısızlık olarak kabul ediyorlar.
O yıllarda özgürlüğü moda olarak algılamış ve yaşamışlar,birbaşkaldırı olarak benimsemişler.
Oysa özgürlük ;insanın taa ruhunun derinlerinden gelen bir tutkudur. Bir akım değildir.
Sadece kendinden birşeyler beklemeli insan, kendine ihtiyaç duymalı...Özgürlük insanın
medeni durumu değil, kendi başına kaldığında hayata tutunabilme becerisidir.
Özgürlük yaşam biçimi değil, yaşamın ta kendisidir...
- İşyeri kabusu Mobbing
- ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN
- Doğal taşlar ilaç gibi geliyor
- Her anın değerini bilmek
- Düşüncelerimiz kadarız
- Adım Adım Hayat
- Meleklerle Yaşıyoruz
- Renklerin Gücü
- NİSHTİME
- Ruhun müziğini yapan müzisyen
- Karar vermenin Efendisi
- Yılmaz Güney in Elifi
- Ya Türkler,Vendee Soykırımını tanısalar ne olurdu?
- 2011 Veda ederken
- Selma Desmond Hayatını Kaybetti
- Bedelli Askerlik
- Vicdani Redçimisin vay haline...
- HERKEZİN BAYRAMI MI????????
- Deprem bölgesine yapılan yardım seferberliği
- Van da Yaşanan Deprem ve Yarım Kalan Hayatlar
- Değişimin Gücü
- Vatan Sağolsun
- Öldürmeyen her şey güçlendirir
- Atalarımız Doğru Söylemişler
- D.O.S.T
- Hoşgeldin Sonbahar
- Sevmeyi öğrenmek
- Hayatın Kitabını Yazmak
- Annelerimiz Canlarımız
- Yurdum insanı nasıl bir ülke hayal eder?
- Ali Kaptan sen ne yaptın öyle?
- Söz almayan milletvekilleri
- Kim olduğunu unutmak
- Hayata Dair Nasihatlar
- Geçmiş olsun Cem Özer
- Dünya Kadınlar Günü
- Özhan Büyükbabaya
- Dekolte Taciz i Davet Edermi?
- Ayşe Arman dan Aşk Üzerine
- Üçüncü Sayfa Haberleri Artık Birinci Sayfada
- Defne Joy Foster Dualarımız seninle
- Aborjinler Üzerine
- Ne Büyük Adammışsın Murphy
- Asosyal paylaşım siteleri
- 2011 in ilk yazısı
- Hayata Dair
- 90 lı yıllar ve özgürlük tutkusu
- Hayata Format Atmak
- Hayatı Şükürle Kucaklamak
- Merhaba
- Hayat etki-tepki meselesidir
- Affetmek
- Geçmiş Yaşantında Kimdin?
- Kaybettiklerimiz aslında kurtulduklarımızdır
- Kutadgu Bilig'den 50 Mesaj
- Kalıplarımız, Alışkanlıklarımız ve Takıntılarımız
- Yoga beni aldın nerelere götürdün
- Erkekler için büyük kolaylık BÜKÇE
- Gamsız Hayat
- Velisi olan kadınlar
- İstanbul'da çocuk eğlendirmek zor zenaaat
- Şık mısın rüküş müsün yoksa süslü mü?
- İlham Cadıları
- Aşkı amatörce yaşamak
- Balina'mı denizkızı'mı
- Mutlu Evlilik varmı?
- Mağdure Edebiyatı
- Dalkavuklar mı ?
- Pazartesi Başlayacağım
- Güven
- Batıl İnançlarımız
- 2009 yılını geride bırakıyoruz
- Stuffed pumpkin (balkabağı dolması)
- 10 Kasım
- 80' li yıllar
- Bir çocuk doğduğu anda bir anne doğarmış
- Prof.Dr Fısher'a göre aşk
- Hülya -Gülben
- Küçük hesaplar,küçük zaferler
- Farkındalık
- Direnmek yada Direnmemek
- İlk aşkım ilk işim
- Kadinlar ve Bilgisayarlar
- iliskilerde yas farkinin onemi

























