22-Mayıs-2012, 03:15 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
DÜŞLEDİKLERİMİZİN NERESİNDEYİZ
Merve Ballı
Merve Ballı

Eklenme Tarihi: 09-Aralık-2009, 18:29
Okunma Sayısı: 416

              Olmak istediği yerde olan kaç kişi var aramız da?Kaçımız hayalini kurduğum yerdeyim diyebiliriz.Eminim on kişilik bir gruplama yapsak bunu doğrulayacak ve istediği yerde olduğunu söyleyebilecek en fazla üç kişi vardır.Peki neden?Nerde yanlış yapıyoruz?Öyle zamanlar vardır ki gittiğiniz yer önemsizdir.Önemli olan nasıl gittiğinizdir.Çoğumuz kendimizden olmasa bile çevremizden kesin “eğer evlenmeseydim,eğer mesleğimi bırakmasayadım,eğer ideallerimin peşinden koşabilecek cesareti bulsaydım”lar la başlayan cümleler duymuşuzdur.Bizleri yada bu karaşmada olanları ne engelliyor da keşkelerle dolu bir yaşam sürüyoruz.Sanırım biraz acelecilik,biraz umutsuzluk bizi bu sürümcemede bırakıyor.

              Pozitif düşünce çoğunlukla tartışılan bir konudur.Kimisi "Bir düşünceyle nasıl her şey düzelicekmiş hadi canım”diye bakıyor olaya.Ama bunun olumlu etkisini gören çok iş adamı,filozof tanıyorum.İstediği hayatı sürmek gerçekten insanın kendi elinde en azından ben böyle düşünüyorum.Oturduğumuz yerden mucize beklemekle ömür geçirmeyi bırakıp ilk başta düşüncelerimizden başlamalı değişime.Hayalini kurduğumuz çoğu şeye erişmemiz aslında kendi elimizde.Gün içinde ne kadar olumlu düşünce içerisindeyiz?Bunu ben bile yapıp zaman zaman karamsarlığa kapılıyorum.Yer Çekimi yasasını hepimiz biliriz.Okul yıllarımızdan beri elmanın düşüşüyle Newton un Yer çekimini ilan ettiğini hepimiz işlemişizdir.Çoğumuzun okulda,üniversitede hatta doğru düzgün hiçbir yerde duymadığı bir yasada “düşüncelerimizin çekim yasası"dır.Düşünmeye başladığımız anda çekim yasası işlevini sürdürmeye başlar ve düşüncelerimizin ürünü olan hayatı bize sunmaya kalkışır.Ne kadar olumsuzluğu bir arada düşünürsek okadar kendimize çekmeye başlarız.Peki bundan nasıl kurtulacağız?Yada hiç mi bir şey düşünmeyeceğiz?Tabikii hayır.Bütünüyle baktığımızda o kadar planlanmış bir hayat yaşıyoruz ki aslında.Evren bize her şeyi en ince ayrıntısıyla düşünülerek kurulmuş bir düzen.Ne zaman ne kadar yanlış düşündüğümüzün sinyalini bize veren hislerimizdir.

               Hayal kurarken yada düşünürken birden hislerimiz devreye girer ve bize iyi mi kötümü düşündüğümüzün sinyalini fiziksel belirtilerle verir.Midemize bir ağrı saplanır bazen yada kalbimiz durduk yere hızlı atmaya başlar.İşte bu negatifliği sünger gibi çektiğimiz andır.İnanarak istediğimiz her şeye kavuşabiliyoruz oysa.Tabi isteklerimizle, buna ne kadar olanak sağladığımızı bilmemiz şart.İstediğimiz hayata ne kadar zemin hazırlıyoruz?İnatla,sabırla ne kadar beklemeyi biliyoruz.Belkide şuan başınıza gelen en kötü olayı düşünüp bana kızıyorsunuz.”Sende bunu yaşasaydın bakalım böyle düşünebilirmiydin”diye.Ama unutmayın ki herkes bir şeylerden nasibini alarak yaşıyor.Kiminin para derdi kiminin sağlık sorunu kimindeyse daha beteri var beklide.Bu bir polyannacılık değil inanın.Sadece gözlemlediğim ve okuduklarımdan fikir edinerek içimizdeki karamsarlığın bitmesini diliyorum.Hayata teşekkür etmeyi bilerek uyanmalı çoğu zaman.Heryeni gün bir umut taşıyor gerçektende.İş hayatıma başladığım ilk zamanlarda o kadar karamsardım ki.Herşeyi bilen insanların arasında bir ben yaş olarak en küçük ve en tecrübesizdim.Nasıl bu yolu kat edip fikir yürütebilme yetisine ulaşacağımı bilemiyordum bile.Ama yapabileceğime inandım.Bir süre sonra baktım ki uluslar arası bir danışmanlık şirketinde çalışan ve en başarı gösteren elemanların arasında yer aldım.Kendime ait bir odaya sahip olduğumda ilk aklıma gelen hayalimdeki yerde oturduğumdu.O an anladım aslında hayat çokta çekilmez değildi.Zaman ve inanç önemliydi sadece.Hayalini kurmak ve bunun üzerinde net bir şekilde çabalamak yetiyor.Kendi hayatlarımıza seyirci değil oyuncu olalım.Ünlü bir düşünürün aklıma kazıdığım bir sözünü sizlerle paylaşmak isterim”Hayal kurun!Yoksa ne gerçekleşecek ki?”