22-Mayıs-2012, 03:39 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
Büyük Türkiye Cumhuriyeti
Cenk Eğilmezbilek
Cenk Eğilmezbilek

Eklenme Tarihi: 06-Ocak-2011, 17:09
Okunma Sayısı: 335

                                             

 

 Dün akşam Türk-İslam birliğini konu alan bir program izledim.Programı izlerken, Türk olmanın değerini tekrar hatırlamıştım sanki.Zamanında her bölgeye imzasını bırakmış, canilerin üzerine bir kabus gibi çöken yüce bir milletin devamıydım.

 

 Peki tüm bunlara rağmen, ben bu yüce milletin devamı olmaya layık mıyım ? Günümüzde, ne yazık ki kendini liberal olarak tanıtan, özgürlüklerin ve çağdaşlığın yanında gibi gözüken insanlar, aslında liberalliklerinin temelinde bir AB(D) hayranlığı olduğunu bilmiyorlar.Memlekette o kadar çok batı hayranı siyasetçimiz var ki, her biri batı gibi olabilmek uğruna taviz üstüne taviz veriyorlar.Zaten geneline baktığımızda birçoğu ABD veya Avrupa’da öğrenim görmüşler.Oradaki misyoner okullarında, psikolojik harp teknikleri ile beyinleri yıkanmış olarak ülkelerine bir batı hayranlığı içinde geri dönüyorlar.İşin kötü yanı, bu sadece ABD ve Avrupa değil, ülkemizde de uygulanan bir sistem.İsim vermeyeceğim ama Cumhuriyetten günümüze kadar Milli Eğitim Bakanlığındaki başkanlık makamını en çok Masonlar doldurmuşlar.Okul yıllarınızdaki Tarih derslerini bir hatırlayın.Bize birinci dünya savaşı yıllarını anlatırken ne diyorlardı ? Tarih derslerinde bize yutturulan ve hala yutturulmaya devam eden o bilgileri size bir özet geçeyim :

 

“Rönesans,Reform,sanayi devrimi ile Avrupa gelişmişti.Avrupa gerek kültür, gerek ekonomi, gerek insan hakları yönüyle AYDINLANMA(ılluminati) çağına girmişti.Bu sırada ise Osmanlı,  çağın gerisinde kalmamak için kapitülasyonlar  yapıyor ve Avrupa’dan örnek aldığı sistemleri oturtmaya çalışıyordu.”

 

İşte bu okuduklarınız koca bir YALAN.Sizce çağın gidişatını takip etmek için kendi kültürümüzde, geleneklerimizden, adetlerimizden vazgeçmemiz mi gerekiyor ? Fakat ne yazık ki, Türk insanına çağın şartlarını takip edebilmenin tek yolunun Avrupa gibi olmak gerektiğine inandırdılar.Bugün büyük bir hevesle Hıristiyan Birliği’ne(AB) girmek istememizin gerekçesi de budur.

 

 Tüm bu beyin yıkama girişimlerine rağmen biz, geçmişin en özenilen, en kıskanılan ve dünyaya  adalet ile disiplini Allahın yolundan sapmadan getirebilen tek milletiz.Bizim gelişmek için Avrupa gibi bir yönetim biçimine, Avrupa gibi giyinmeye, Avrupa gibi konuşmaya ve davranmaya ihtiyacımız yok.Yüce Türk milletinin gelişebilmesinin tek bir yolu var.Geçmişini unutmamak, gelecek için çalışmak…