AŞKI BULMAK...
Eklenme Tarihi: 11-Ocak-2010, 01:14
Okunma Sayısı: 700
Büyük bir miskinlikle uyandım bu sabah yataktan...Bütün günü kendime ayırmak,uzun zamandır yapmak isteyipte,işlerim dolayısıyla yapamadığım hobilerimi bu tek güne
yayarak kendimi rahatlatmak istiyordum.Koyu bir sabah kahvesiyle bu sakin güne başlama fikri,daha başlamadan heyecanlandırdı beni.Plan gayet basitti benim için.Günün haber gazeteleri eşliğinde güzel bir kahvaltı yapıp,ardından 106 ekran plazma tv yi,en güzel görüş açısına sahip koltuğa yayılıp,kahvemle birlikte arşive karışmış fakat izlemeye fırsat bulamadığım bir dvd izlemekti yapacağım şey...Kahvaltımı hazırlamaya çalışırken,tabak ve bıçak sesilerini müzikle birleştirme fikri aklımın ucundan geçti.Lap-top ın karşısına oturduğum gibi,benim için yılın en iyi şarkısı ödülüne layık bu şarkıyı yineleme programıyla çalmaya başlattım.Minicik hoperlörden çıkan ses beni benden alıyordu peynirimi tabağa yerleştirirken.
Bir şarkısın dilimde,bozuk plak gibiyim bütün gün
Aklım fikrim hep sende
Nasıl bir duygu ki bu?
Ne zaman seni görsem koşmak geliyor içimden...
NEV... (NEVZAT)
Nev'in bir önceki albümünde yer verdiği bu şarkıya bağıra bağıra eşlik ederken kapının çaldığını son anda farkettim.Şarkının da etkisiyle yüzümdeki tebesümle açtım kapıyı.
Neval bana süpriz yapmıştı,elinde koca bir poşetle,pazar günlerine enfes bir lezzet katacak sıcak poğaça kokusunu duyduğum anda kolundan içeri çekip iştahımı gidermek için kahvaltıya onu da eşlik ettim.Dün gece konuşmuştuk bu günü telefonda onunla.Yalnız kalmak istiyorum,kendimle başbaşa...diye tembihlemiştim halbuki,yine duramamış dayanmıştı kapıma.Aynı evde kalıyorken bile bu kadar sıkı fıkı değildik onunla.Aradaki mesafe demekki daha çok bağlıyor insanları ortak bir hayata.
En zor zamanlarımızı birlikte atlatmıştık
Neval'le.Tıbbi mümessilken bölge müdürümle konuştuğum bir sırada kaza yapmış ve hemen onu aramıştım gelmesi için.Gelsin de eve geri dönelim diye Işıkların ve yağmuru altında onu beklemiştim.Sağolsun her derdime ortak olmuştu
benim.Ben de onun tabiki.Çok hayran gönüllüydü kendisi,bazen de gerçekten çok saftı.
Bazen her söylenene inanıyor,bazen de inanmadığı için Google a başvuruyordu,ne bulucaksa artık kendi hayatıyla ilgili orda.Adını Google Neval koymuştuk bir ara.Ben tebessümle bunları bir anda aklımdan geçirirken Neval'in yüksek ses tonuyla irkildim.
_Derin,sen aşık mı oldun?
_Ne ?Aşk mı?Nerden çıkarttın bunu?
_Bu dinlediğin şarkı ne peki?
_Nev'den Aşk...
_Tamam işte bende onu diyorum,aşık mı oldun sen?
_Saçmalama,ne ilgisi var?Böyle şarkıları aşık olunca mı dinler insanlar?
Birbirimize sorularla kinayeli cevaplar verdiğimizi anlayınca,konuyu kapatmak ve bu güzel günün keyfini çıkarmamız gerektiğini söylemek zorunda kalmıştım.Gerçekten öyle miydi acaba?Kaçıyormuydum bu tür sorulardan?Aşkı kabul etmek istemediğim,tüm dengelerimi bozacağını bildiğim içinmiydi bu kaçak halim?Geçmişte fena darbe almam mıydı beni buna iten?Neval'i susturmuş fakat kendi beynimdeki bu soruları susturamıyordum zeytin taneleri tek tek düşerken tabaklara.
_Haydi!Kahvaltı hazır...
_Yok yok sen aşık oldun,diyerek girdi mutfağa...
_Abartma altı üstü bir şarkı,hem,hem ne dengesizliğimi gördün sen benim?
_Aşk dengesizlik demek değil kızım,Aşkın bir tarifi yok,ona dengesizlik diyerek genelleme yapamazsın.
_Bak sen!Nelerde biliyormuş.Daha geçen gün seni teselli edeyim derken firmanın davetine geçiktiğimi unuttun sanırım...Aşkın dengesizlik olduğunun en büyük ispatı işte,bir tarifi yok.Olsaydı planlı bir duygu olurdu.Tamamen dengesizlik bence...
_Of tamam ya...İyiki karşında iki gözü iki çeşme ağladık yani.
_Bunu bir kez yapmış gibi konuşuyorsun Neval,senin bu hayran gönüllülüğün kaç defa yüzünü ağlamaktan tanınmayacak hale getirmişti hatırlıyor musun?
_Bir kere onlar hataydı canım ve hatasız kul olmaz.
_Kullar hatalarından ders de çıkarmalı ama canım.
Biz böyle tatlı tatlı atışırken çayımın bittiğini farkedip yeniden koyma isteği hissettim içimde.Bu sırada Neval...
_Ben kahvaltıdan sonra kaçacağım biliyorsun değil mi?Öyle konuşmuştuk dün gece...
_Hımm...Biliyorum,yine ne işler çeviriyorsun sen allah aşkına?
_Birşey çevirmiyorum ya,var ya sen de beni iyice üçkağıtçı biri yaptın.
_ Hayır canım değil tabiki ama bu iş otuz çift ayakkabı almaya benzemez,az olsun öz olsun mantığı geçerlidir bunda.Az olsun ki az yara alasın...
_Tamam tamam ellerine sağlık kaçtım ben hadi.
_Kaç bakalım kaç...
Nefis poğaçalar için teşekkür edip onu uğurladım kapıdan tembihleye tembihleye.Masayı toplamaya koyulduğumda aklımda söyledikleri vardı.Gerçekten aşık mı olmuştum acaba?
Kule gibi uzanan dvd arşivimden bu kez aşk filmi seçmek istedim,aklımda komedi seansı yapmak vardı ama Neval'in tahmin yürüttüğü şeyin doğru olup olmadığını anlamak için bunu denemem gerekiyordu.Başrollerinde oscarlı oyuncu Hillary Swank ve Gerard Butler'in oynadığı PS I LOVE... (Not:Seni Seviyorum...) dvd si aşk filmi seçimi için iyi bir tercihti.Filmi koyup izlemeye başlamadan önce,koyu kahvemi de hazırlayıp koltuğun en
güzel yerini bulduğuma inanarak,elimde bardağımla oturdum plazmanın karşısına heyecan içinde...
Bir ara kendime geldiğimde filmi yarılamış ve kahvemden bir yudum bile almamış durumda buldum kendimi...Holly Kennedy (Hilary Swank) hayatının aşkı olan İrlandalı Gerry (Gerard Butler) ile evlidir.Her evlilikte olduğu gibi zaman zaman tartışmalar yaşayan çiftin mutluluğu,Gerry nin aniden ölümüyle birlikte noktalanır.Kocasına deliler gibi aşık olan Holly,bu acı olaydan sonra kendini herşeyden soyutlamaya başlamış ve bu durum sürdükçe,her geçen gün bunalıma bir adım daha sürüklenmiştir.3 haftadır kimseyle konuşmaması,eve kapanıp işe bile gitmemesi,ailesinin ve arkadaşlarının onu bu durumdan kurtarma çabalarının başlangıç süreci olmuştur.Doğum günü yaklaşan Holly'nin,ilk kez onsuz bir doğum günü geçireceği için üzgün olduğu bir sırada kapının çalmasıyla hayatı değişir.Gelen kurye Holly'e,aylar öncesinden eşi Gerry'nin planladığı bir paket getirmiştir.Holly paketi açtığında onu ne kadar çok özlediğini bir kez daha anlamış ve içinden çıkan pastayı bir kenara bırakıp notu okumaya başlamıştır.
Gerry onu ne kadar sevdiğini ve bu hayatta yalnız bıraktığı için çok üzgün olduğunun yanında,zaman zaman kendisinden gelecek olan notlarda istediklerini yapmasını da
yazmıştır.Holly ise bu duruma çabucak adapte olup,sonraki günlerde postacının ve kuryenin yolunu gözlemeye başlar.Gerry'nin yapmasını istedikleriyle kendini yeniden keşfedecek olan Holly,her mektupta yeni hayatına adım adım yürümeye başlar...
Kendimi Holly'nin yerine koymuş ve ağlamaktan gözlerim şişmiş bir halde 2. yudumumu aldım kahvemden film bittiğinde.Akıcılığı bir yana,konusunun bu kadar ilgimi çekmesi,aşkın var olduğunun ve kaybedilmesi durumunda insana neler yaptırabileceğini anlamama sebep olmuştu.Dvd yi kapatırken,aşkın bir yerlerde beni aradığının ve bulduğunda
hayatıma anlam kazandıracağını düşünerek,miskinliğimi evde değilde Boğaz kenarında güzel bir akşam üstü sefasında noktalayabileceğimi düşündüm.Üzerimi değiştirip dışarı çıktığımda
aklımda sadece,belki de Boğaz kenarında hayatımın aşkıyla karşılaşacağım heyecanı vardı.Bu heyecanla adımlarımı karıştırdım insanların adımlarına...
Merak ettiniz mi bilmiyorum ama aşık olmamıştım o gün,ama anladımki her an olabilirim,belki bulurum aşkı bir çay bahçesinde,ya da bir yaya geçidinde belli mi olur :) ...
Hayat var oldukça ve biz yaşadıkça aşk yanıbaşımızda...
yayarak kendimi rahatlatmak istiyordum.Koyu bir sabah kahvesiyle bu sakin güne başlama fikri,daha başlamadan heyecanlandırdı beni.Plan gayet basitti benim için.Günün haber gazeteleri eşliğinde güzel bir kahvaltı yapıp,ardından 106 ekran plazma tv yi,en güzel görüş açısına sahip koltuğa yayılıp,kahvemle birlikte arşive karışmış fakat izlemeye fırsat bulamadığım bir dvd izlemekti yapacağım şey...Kahvaltımı hazırlamaya çalışırken,tabak ve bıçak sesilerini müzikle birleştirme fikri aklımın ucundan geçti.Lap-top ın karşısına oturduğum gibi,benim için yılın en iyi şarkısı ödülüne layık bu şarkıyı yineleme programıyla çalmaya başlattım.Minicik hoperlörden çıkan ses beni benden alıyordu peynirimi tabağa yerleştirirken.
Bir şarkısın dilimde,bozuk plak gibiyim bütün gün
Aklım fikrim hep sende
Nasıl bir duygu ki bu?
Ne zaman seni görsem koşmak geliyor içimden...
NEV... (NEVZAT)
Nev'in bir önceki albümünde yer verdiği bu şarkıya bağıra bağıra eşlik ederken kapının çaldığını son anda farkettim.Şarkının da etkisiyle yüzümdeki tebesümle açtım kapıyı.
Neval bana süpriz yapmıştı,elinde koca bir poşetle,pazar günlerine enfes bir lezzet katacak sıcak poğaça kokusunu duyduğum anda kolundan içeri çekip iştahımı gidermek için kahvaltıya onu da eşlik ettim.Dün gece konuşmuştuk bu günü telefonda onunla.Yalnız kalmak istiyorum,kendimle başbaşa...diye tembihlemiştim halbuki,yine duramamış dayanmıştı kapıma.Aynı evde kalıyorken bile bu kadar sıkı fıkı değildik onunla.Aradaki mesafe demekki daha çok bağlıyor insanları ortak bir hayata.
En zor zamanlarımızı birlikte atlatmıştık
Neval'le.Tıbbi mümessilken bölge müdürümle konuştuğum bir sırada kaza yapmış ve hemen onu aramıştım gelmesi için.Gelsin de eve geri dönelim diye Işıkların ve yağmuru altında onu beklemiştim.Sağolsun her derdime ortak olmuştu
benim.Ben de onun tabiki.Çok hayran gönüllüydü kendisi,bazen de gerçekten çok saftı.
Bazen her söylenene inanıyor,bazen de inanmadığı için Google a başvuruyordu,ne bulucaksa artık kendi hayatıyla ilgili orda.Adını Google Neval koymuştuk bir ara.Ben tebessümle bunları bir anda aklımdan geçirirken Neval'in yüksek ses tonuyla irkildim.
_Derin,sen aşık mı oldun?
_Ne ?Aşk mı?Nerden çıkarttın bunu?
_Bu dinlediğin şarkı ne peki?
_Nev'den Aşk...
_Tamam işte bende onu diyorum,aşık mı oldun sen?
_Saçmalama,ne ilgisi var?Böyle şarkıları aşık olunca mı dinler insanlar?
Birbirimize sorularla kinayeli cevaplar verdiğimizi anlayınca,konuyu kapatmak ve bu güzel günün keyfini çıkarmamız gerektiğini söylemek zorunda kalmıştım.Gerçekten öyle miydi acaba?Kaçıyormuydum bu tür sorulardan?Aşkı kabul etmek istemediğim,tüm dengelerimi bozacağını bildiğim içinmiydi bu kaçak halim?Geçmişte fena darbe almam mıydı beni buna iten?Neval'i susturmuş fakat kendi beynimdeki bu soruları susturamıyordum zeytin taneleri tek tek düşerken tabaklara.
_Haydi!Kahvaltı hazır...
_Yok yok sen aşık oldun,diyerek girdi mutfağa...
_Abartma altı üstü bir şarkı,hem,hem ne dengesizliğimi gördün sen benim?
_Aşk dengesizlik demek değil kızım,Aşkın bir tarifi yok,ona dengesizlik diyerek genelleme yapamazsın.
_Bak sen!Nelerde biliyormuş.Daha geçen gün seni teselli edeyim derken firmanın davetine geçiktiğimi unuttun sanırım...Aşkın dengesizlik olduğunun en büyük ispatı işte,bir tarifi yok.Olsaydı planlı bir duygu olurdu.Tamamen dengesizlik bence...
_Of tamam ya...İyiki karşında iki gözü iki çeşme ağladık yani.
_Bunu bir kez yapmış gibi konuşuyorsun Neval,senin bu hayran gönüllülüğün kaç defa yüzünü ağlamaktan tanınmayacak hale getirmişti hatırlıyor musun?
_Bir kere onlar hataydı canım ve hatasız kul olmaz.
_Kullar hatalarından ders de çıkarmalı ama canım.
Biz böyle tatlı tatlı atışırken çayımın bittiğini farkedip yeniden koyma isteği hissettim içimde.Bu sırada Neval...
_Ben kahvaltıdan sonra kaçacağım biliyorsun değil mi?Öyle konuşmuştuk dün gece...
_Hımm...Biliyorum,yine ne işler çeviriyorsun sen allah aşkına?
_Birşey çevirmiyorum ya,var ya sen de beni iyice üçkağıtçı biri yaptın.
_ Hayır canım değil tabiki ama bu iş otuz çift ayakkabı almaya benzemez,az olsun öz olsun mantığı geçerlidir bunda.Az olsun ki az yara alasın...
_Tamam tamam ellerine sağlık kaçtım ben hadi.
_Kaç bakalım kaç...
Nefis poğaçalar için teşekkür edip onu uğurladım kapıdan tembihleye tembihleye.Masayı toplamaya koyulduğumda aklımda söyledikleri vardı.Gerçekten aşık mı olmuştum acaba?
Kule gibi uzanan dvd arşivimden bu kez aşk filmi seçmek istedim,aklımda komedi seansı yapmak vardı ama Neval'in tahmin yürüttüğü şeyin doğru olup olmadığını anlamak için bunu denemem gerekiyordu.Başrollerinde oscarlı oyuncu Hillary Swank ve Gerard Butler'in oynadığı PS I LOVE... (Not:Seni Seviyorum...) dvd si aşk filmi seçimi için iyi bir tercihti.Filmi koyup izlemeye başlamadan önce,koyu kahvemi de hazırlayıp koltuğun en
güzel yerini bulduğuma inanarak,elimde bardağımla oturdum plazmanın karşısına heyecan içinde...
Bir ara kendime geldiğimde filmi yarılamış ve kahvemden bir yudum bile almamış durumda buldum kendimi...Holly Kennedy (Hilary Swank) hayatının aşkı olan İrlandalı Gerry (Gerard Butler) ile evlidir.Her evlilikte olduğu gibi zaman zaman tartışmalar yaşayan çiftin mutluluğu,Gerry nin aniden ölümüyle birlikte noktalanır.Kocasına deliler gibi aşık olan Holly,bu acı olaydan sonra kendini herşeyden soyutlamaya başlamış ve bu durum sürdükçe,her geçen gün bunalıma bir adım daha sürüklenmiştir.3 haftadır kimseyle konuşmaması,eve kapanıp işe bile gitmemesi,ailesinin ve arkadaşlarının onu bu durumdan kurtarma çabalarının başlangıç süreci olmuştur.Doğum günü yaklaşan Holly'nin,ilk kez onsuz bir doğum günü geçireceği için üzgün olduğu bir sırada kapının çalmasıyla hayatı değişir.Gelen kurye Holly'e,aylar öncesinden eşi Gerry'nin planladığı bir paket getirmiştir.Holly paketi açtığında onu ne kadar çok özlediğini bir kez daha anlamış ve içinden çıkan pastayı bir kenara bırakıp notu okumaya başlamıştır.
Gerry onu ne kadar sevdiğini ve bu hayatta yalnız bıraktığı için çok üzgün olduğunun yanında,zaman zaman kendisinden gelecek olan notlarda istediklerini yapmasını da
yazmıştır.Holly ise bu duruma çabucak adapte olup,sonraki günlerde postacının ve kuryenin yolunu gözlemeye başlar.Gerry'nin yapmasını istedikleriyle kendini yeniden keşfedecek olan Holly,her mektupta yeni hayatına adım adım yürümeye başlar...
Kendimi Holly'nin yerine koymuş ve ağlamaktan gözlerim şişmiş bir halde 2. yudumumu aldım kahvemden film bittiğinde.Akıcılığı bir yana,konusunun bu kadar ilgimi çekmesi,aşkın var olduğunun ve kaybedilmesi durumunda insana neler yaptırabileceğini anlamama sebep olmuştu.Dvd yi kapatırken,aşkın bir yerlerde beni aradığının ve bulduğunda
hayatıma anlam kazandıracağını düşünerek,miskinliğimi evde değilde Boğaz kenarında güzel bir akşam üstü sefasında noktalayabileceğimi düşündüm.Üzerimi değiştirip dışarı çıktığımda
aklımda sadece,belki de Boğaz kenarında hayatımın aşkıyla karşılaşacağım heyecanı vardı.Bu heyecanla adımlarımı karıştırdım insanların adımlarına...
Merak ettiniz mi bilmiyorum ama aşık olmamıştım o gün,ama anladımki her an olabilirim,belki bulurum aşkı bir çay bahçesinde,ya da bir yaya geçidinde belli mi olur :) ...
Hayat var oldukça ve biz yaşadıkça aşk yanıbaşımızda...
Hepinize aşk dolu günler dileklerimle...

























