22-Mayıs-2012, 20:02 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
VURGUN 2...
Gizem Üstel
Gizem Üstel

Eklenme Tarihi: 28-Ocak-2010, 20:07
Okunma Sayısı: 508
              Etrafını güvenlik görevlileri sarmış boy paltolu adam iki kişinin kolunda yerden kaldırılırken yüzüme nefretle baktı.Yüzündeki nefreti gördüğümde gözlerimi başka yöne kaçırmaktan öte birşey yapamadım.

              ''Neler oluyor burda?''

              ''Seçil Hanım,bu beyin size söylemek istediği bir kaç şey var efendim.''

              ''Ama,ama bu adam yaralanmış...''

               Sağ göğüs altından kanlar akan bu adam bana hiç tanıdık gelmiyordu.Bir an önce hastaneye götürülmesi gerektiği için güvenliğe ambulans çağırılmasını söyledim.Ne kadar telaşlanmış olsamda soğuk kanlılığımı koruyarak sordum...

              ''Kimsiniz siz?''

               Zorlukla çıkarttığı kısık sesiyle...

              ''Ben Kemal Seçil Hanım...Sizi izlemem gerektiği söylendiği için burdayım.Fakat görevimi yapmadığım için az önce tetikçiler tarafından vuruldum.Size anlatmam gereken çok önemli birşey var efendim...''

               Söyledikleri kanımı dondurmuş olacakki ellerim bir anda buz kesti.
 
               Ben ''ambulansı çağırın hemen,acele edin...'' diye bağırırken,adının Kemal olduğunu söyleyen adam da güvenlik görevlilerinin kollarında yığılıp kalmıştı...

                                                                          *


               Cadde den geçen herkes toplanmış,sedyeyle ambulansa taşınan adama bakıyorlardı.Ben ise arabamın anahtarlarını beklerken,olanlara bir anlam vermeye çalışıyordum.Anahtarları getiren görevli,

               ''Seçil Hanım,isterseniz ben de geleyim yalnız gitmeyin efendim...''

               ''Gerek yok Tuğrul Bey,arabayı ben kullanırım,siz Ayla Hanıma haber verin,hemen ağabeyimi arasın ve ilk uçakla buraya gelmesini söylesin.Ben de bir kaç saate kadar gelicem...''

                ''Hemen efendim.'' diyerek yanımdan ayrıldı şoförüm.

                 Arabama bindiğimde aklımda bir sürü soru işareti vardı.Neler oluyordu?Bu adam kimdi?Beni nerden tanıyordu?Kim beni izletiyordu?Bu sorularımın cevabını almam için onun bir an önce hastaneye yetişmesi ve ölümden kurtulması gerekiyordu...Anahtarı yuvasına takıp marşa bastığımda çıkan motor sesi beni korkutmuş ve kendime getirmişti.Gaza basıp ambulansın arkasına takılarak hastaneye doğru yola çıktığımda aklıma güvenliği aramak anca gelmişti.

                ''Hakan Bey binanın çevresinde güvenliği arttırın hemen,emniyet ekibiyle de bizzat ilgilenin lütfen.İfade için beni sorarlarsa siz ilgilenin.Her ne yaşandıysa tek tek anlatın polis ekibine.Ben bir kaç saate kadar geleceğim.''

                ''Peki efendim,yalnız basın şu an buraya akın etmiş durumda.Onlara ne söyleyelim?''

                ''Basın açıklamasını bir kaç saat sonra yapacağımı söyleyin.Sekreterime söyleyin hemen bir basın toplantısı ayarlasın.Bir kaç saate ordayım...''

                  Telefonu kapattığımda aklıma Kemal denilen ve şu anda ambulansın içinde yaşam savaşı veren adamın söyledikleri geldi.İzlenmek...Kelimenin soğukluğu gözlerimde belirmiş ve dikiz aynasına bakamama sebep olmuştu.Arkama bir kaç basın mensubuna ait araba takılmış olmasına ilk kez bu kadar sevinmiştim...

                                                                             *


                   Ambulansın arkasına yanaşıp kontağı kapattım.Ben daha araçtan inmemişken bir kaç kameraman ve spiker ellerinde mikrofonlarıyla aracımın kapısına dayanmıştı bile.Nasıl bu kadar hızlı olabiliyorlardı hiç anlamıyordum.Yüzlerine bakıp ne söyleyeceğimi bile düşünmeden kapıyı açtım.Ve o çok bildik sorularla bir anda karşı karşıya kaldım...

                  ''Seçil Hanım...Seçil Hanım...Olayın nasıl olduğunu biliyor musunuz efendim?''

                  ''Seçil Hanım...Basın açıklaması yapacak mısınız?''

                  ''Efendim peşinizde yeraltı dünyasının ünlü isimleri varmış,neler söyleyeceksiniz?''

                   ''Bir alacaklı meselesi olduğu söyleniyor efendim,iddialara ne diyeceksiniz?''

                    Bu saçma sapan soruları duydukça daha çok öfkeleniyor fakat öfkeme mağlup olmamak için yere bakarak aralarından sıyrılmaya çalışıyordum.Tam bu sırada da ambulanstan indirilen yaralı adamı iki-üç doktor acile taşımaya çalışıyorlardı.Peşlerinden koşar adım ilerlerken hastane güvenliği gazetecileri durdurmaya çalışıyordu...

       
                                                                             *

                  
                   ''Olay nasıl oldu hanımefendi?''

                   Sedyeye tutunmuş bir şekilde hızlı hızlı ilerlerken doktorun sesini,sorusunu 2. kez tekrarladığında anca duydum.

                   ''Şey...Ben...Ben bilmiyorum.Güvenlikten arkadaşlar buldu.Bilmiyorum...''

                   ''Tamam,hastayı hemen ameliyata alıyoruz,çok kan kaybetmiş,yakınınız mı?İsmini biliyor musunuz?''

                   ''Hayır yakınım değil,ismini bilmiyorum..'' ben böyle konuşurken AMELİYATHANE kapısından içeri giren Kemal Beyin kurtulması için gerekli şeyleri söylüyordu doktor acele acele...

                   ''Kan grubunu bildirdiğimiz anda bir kaç ünite kana ihtiyaç olacak, bir an önce temin etmelisiniz.''

                   ''Tabi ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.''

                   Kendisini hiç tanımadığım bu adama elimden geleni yapacağıma dair doktora söz verirken 2. bir hemşire AMELİYATHANE kapısından koşar adımlarla dışarı çıktı.

                   ''Hastanın kan grubu A rh + ,iki ünite kan lazım hemen''

                   ''Benim kanım,benim kanım A rh + '' derken gerçekten insan olduğu için kurtulmasını mı yoksa bana cevabını vermesi gereken sorular olduğu için mi kurtulmasını istediğimi ise hala kestirememiştim...Cep telefonum çalarken,kaskatı kesilmiş ellerimi bile kıpırdatamıyor ve telefona cvp veremiyordum.

                   ''Hanımefendi cep telefonunuz çalıyor,hanımefendi...''

                    Hemşirenin sıcak sesi beni kendime getirmiş olmalı ki cep telefonumdan gelen sesi duymak için kulak kabarttım.Çantamın derinliklerine karışmış telefonu elime aldığımda arayanın Teoman olduğunu görmek beni daha çok germişti.

                    ''Hiç uğraşamayacağım seninle Teoman'' diyerek gelen çağrıyı sonlandırmış ve kendimi hemşireye emanet ederek,kan vermek için ''KAN ALMA ODASI'' na doğru ilerlemeye başlamıştımki telefonum sanki açmam gerekirmiş gibi bağıra bağıra tekrar çalmaya başladı.

                    ''Pardon telefona bakmam gerek''diyerek,Teoman'ın aramasını istemeye istemeye de olsa kısık bir sesle yanıtladım.

                    ''Seçil iyi misin?Burası basın ordusuyla dolu,ne yapıcaz?Neler oluyor?''

                    ''Bilmiyorum Teoman,adamı ameliyata aldılar ben de kan vereceğim.Ben Ayla'yı arayıp basın toplantısı için gerekli metni yazdıracağım,ya da sen ilgilen bir şekilde.Adamın kimliğiyle ilgili sorulara bilmiyoruz diye geçiştir,kalanları da sen ayarla işte şimdi kapatmam gerek...''

                    ''Seçil,Seçil dur kapatma...''

                     Dıt...Dıt...Dıt...Dıt...

                     Tekrar hemşireyle odaya doğru ilerleyerek kan verme işlemine bir an önce başlamak istiyordum.Hastane kokusu midemi bulandırmış olacak ki hemşirenin ''Hanımefendi iyimisiniz?'' demesini duydum.''Hayır,hayır yok bişeyim devam edelim...'' diyerek sedyeye uzanıp kolumu açacaktım ki,büyük bir patlama sesinden sonra duyduğum kulak çınlaması ve bağırış sesleri kendimden geçmeme neden olmuştu...



                                                              2.Bölüm Sonu