22-Mayıs-2012, 20:42 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
BABASININ KIZI
Mehmet Emin ALTAY
Mehmet Emin ALTAY

Eklenme Tarihi: 16-Nisan-2011, 17:17
Okunma Sayısı: 401

BABASININ KIZI

Türkiye , milletvekili adaylarının açıklanmasıyla son seçim virajına girmiş oldu.Üzülenler ,sevinenler,barışanlar, küsenler gündeme damgasını vurdu.Özellikle CHP’deki değişim gündemin ana konusu haline geldi.
                AKP’de radikal bir değişim olmadı.Sadece belli bir kitleye şirin gözükmek için bazı bakanların yerleri değiştirildi.Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecindeki gibi insanları farklı beklentilere ve sürprizlere hazırlayan başbakan yine beklentileri boşa çıkardı.Kendi seçmeninin yine cepte gören başbakan milliyetçi oylara yöneleceğinin sinyallerini AKPM’deki konuşmasında tüm çıplaklığıyla ortaya serdi.

Başbakanın AKPM’deki konuşmasında benim dikkatimi çeken , başbakanın bundan sonra da ülkeyi nasıl yöneteciğine dair psikolojisiydi.Başbakan  Amerika’ya “Sen benim kızıma fotoğrafı yüzünden vize vermedin.Bu nasıl demokratlık ? ” dedi.Anladığım kadarıyla başbakan zamanında çok ezildiğini düşünüyor.Aslında elinde olsa kızının intikamını da alacak.Türkiye’de yapılanlar da bu kin ve öç alma psiklojisinin ürünü.Fakat bu çok tehlikeli bir psikoloji.Başbakanı ve ülkeyi felaketlere sürükleyebilecek bir psikoloji.Başbakanın bu psikolojisi nedense bana Adolf Hitler’i anımsattı.

Başbakanın kızı demişken...Kendisinin de sömürüsüne kadar babasının izinden gittiğini tüm kamuoyuna gösterdi. Genç Osman adlı tiyatro oyununda prtotokolde ,en önlerde oturup sakız çğneyerek oyunculara saygısızlık yaptığı için özür dileyeceğine.O babası gibi terbiyesizlik yapıp ,bunu daha da ileriye götürüp oyunu yarısında terkediyor ve oyunun bir sahnesinde rolü gereği seyirciyle temasa geçen oyuncuyu zor durumda bırakarak türbanımız yüzünden kötü muamale gördük diyor.Bizde pes doğrusu diyerek başbakanın kızını yaptığı bu mağdur odaklı halkın temiz duygularını sömürüsünden ötürü şiddetle kınıyoruz.
                Tekrar milletvekili adaylarına dönecek olursak , CHP değişerek büyük bir risk aldı.Evet iktidara gelmek isteyen,halkı kucaklıyoruz diyen bir partinin kendi ilkeleri doğrultusunda bütün kesimlere açılması normaldir fakat bu durum yine de  özellikle bazı adaylar üzerinde daha sağlıklı düşünülemez miydi sorusunu aklımıza getirmiyor değil.Ayrıca umuyoruz CHP değişim derken kendi ilkelerini kastetmiyordur.Çünkü 6 oktan herhangi birinde meydana gelecek köklü değişim CHP’yi CHP olmaktan çıkaracaktır.
                CHP’deki değişimin  bu kadar ses getirmesinin nedeni ise AKP’den nefret eder boyuta gelmiş seçmenin artık CHP’den umutlanmak , CHP’nin iktidar alternatifi haline gelebilecek duruma gelmesini en azından mecliste AKP’nin bariz üstünlüğünü kırabilecek duruma gelmesini görmek istemesidir.
AKP ve yandaşı medya seçimlerden sonra yapmak istedikleri  , ülkeyi dönüştürecek son hamlelerinin tamamlanması için , referanduma götürecek sayının altına düşme olasılıklarının kuvvetliliğini başbakanında ağzındna duydukları için CHP’ye saldırmakta , yıllardır söyledikleri şeylerin yıkıldığını görmelerine rağmen yine söylediklerinin tersini yapmaktadırlar. AKP yapınca değişimci kahraman , CHP yapınca kendi arkadaşlarına ihanet eden hain oluyor.Bu yüzden  bunlar için söylenecek fazla söz yok.Bunlar için hakikat değil sadece kendi çıkarları önemli.Bu yüzden yapmayacakları hiçbirşey yok.
                MHP’ye gelirsek MHP değişimin en az hissedildiği parti.Onlarda küskünlere kucak açtı fakat ya seçilemeyeceği ya da zor seçilebileceği yerlere koyarak bir anlamda bunun prosedür gereği olduğu izlenimi yarattı.Bu seçim belki de en zor MHP için geçecek keza başbakan ve kurmayları MHP’nin baraj altında kalması için var gücüyle çalışacak.
                BDP ise seçimin en tutarlı olduğu parti.Kendi düşünceleri doğrultusunda milletvekili adaylarını seçti.Onlarda güneydoğuda AKP’yi bu sefer oldukça zorlayacaklar.

Umarız 12 Haziran seçimleri ülkeyi ve kurumları rahatlatacak bir sonuçla neticelenir.Ama nedense içimden bir ses her sonuçta ülke daha sıkıntılı bir sürece girecek diyor.
Güzel günlerin biraz daha uzakta olduğunu söylüyor.Umarım içimdeki ses yanılıyordur.En azından bu dönem için.

YGS’deki şifre skandalı , Açıköğretimde gözetmenlerin cevapları vermeleri, herşey kabak gibi ortadayken tatmin olan yetkililer, istifa etmeyen yüzsüzler.Türkiye’de bir yerlere getirilmeye çalışılan bu kopya jenerasyonunun gelecekte kendilerini ve ülkeyi getirebilecekleri konumu çok merak ediyorum.Ama bu merakıma rağmen onların bu yerlere getirilememesi , getirilmişse de uzaklaştırılması için karşılarında yer alacak halk hareketininin başında yer alacağımı da burdan ilan ediyorum.

                                                                                 MEHMET E. ALTAY