05-Şubat-2012, 08:20 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
VURGUN 3
Gizem Üstel
Gizem Üstel

Eklenme Tarihi: 21-Şubat-2010, 20:42
Okunma Sayısı: 572
                 ''Hanımefendi...Hanımefendi...Duyuyormusunuz?Sanırım kendine geliyor.Doktor bey...''

                  Gözlerimi açtığımda kulağımdaki büyük uğultu geçmiş,fakat şimdi etraftaki koşuşturma sesleri yankılanıyordu kulağımda.Yanıma gelen hemşireye tutunarak olduğum yerden doğruldum.

                  ''Neler oldu burda?''

                   ''Seçil Hanım değil mi?''

                   ''Evet...Ne oldu burda bu sesler ne,patlayan neydi?''

                   ''Arka sokakta bir çöp konteynırında bomba patladı,neyseki ölen yok,fakat yaralı sayısı çok fazla,ilgilnememiz gereken acil hastalar var.Mümkünse bir yere kımıldamayın.Bir kaç dakika sonra size yardımcı olması için bir hemşire göndereceğim acilden.''

                   ''Adam?Adam nasıl?''

                   ''Hangi adam?''

                   ''Yaralı bir adam getirdim hastaneye,ameliyata alınmıştı,o nasıl?''

                   ''Yakınınız mı oluyordu?''

                   ''Hayır tanımıyorum.''

                   ''Malesef kurtaramadık.Kan kaybından öldü.Başınız sağolsun.Şimdi size bir iğne yapacağım.Kendinize geldiğinizde herşeyi atlatmış olacaksınız.''

                   Saniyelik bir anda,Kemal denilen adamın söyledikleri aklıma geldi ve hemşire iğneyi hazırlarken ayaklarımı sedyeden indirerek başımın üzerinde duran serum şişesini elime aldım.Şişeyi bütün gücümle hemşirenin kafasına indirdiğimde,artık yapabilecek birşeyim yoktu.Kemal'in söyledikleri,tamda ben o hastanedeyken arka sokakta bombanın patlaması,bunların hepsi benim tehlikede olduğumun işareti olabilirdi.Varsayımlarla hareket ederek,çantamı kaptığım gibi merdivenlere yöneldim.Neyse ki tüm hastane personeli ya arka sokağa inmiiş ya da acil de yaralılara müdahale ediyordu ki farkedilmeden hastaneden çıktım.Arabamın kapısını açmaya yeltendiğimde telefonum yine acı acı çalmaya başladı...

                   ''Merhaba Seçil...''

                   ''Kimsiniz?''

                   ''Kim olduğumu sormayı bırakta,ne istediğimi sor istersen.''

                   ''Neler oluyor?Kimsin sen?''

                   ''Hayır hayır doğru soru bu değil Seçil...Sorman gereken soru Ne kadar? olacak...Oyunu benim kurallarıma göre oynayalım.Sen bana beklediğim soruyu sor,ben de annenin canını yakmayayım olur mu?.''

                   ''Annem mi?Aşağılık herif hemen bırak onu,seni yakaladığımda canına yakıcam.''

                   ''Peşin hükümlü olma Seçil...Zira bunu yapman hiç de kolay değil.''

                   ''Kes sesini aşağılık herif,ne kadar istiyorsun onu söyle?''

                   ''İşte başladık...Yarın saat 3 e kadar 5.000.000 $ getirmezsen annenin bir mezarı bile olmayacak.''

                   ''Annemin senin elinde olduğunu nerden bileceğim peki?''

                   ''Fazla uzattın,ortağın Teoman'a sor.''dediğimi yapmazsan annen ölür...''

                   ''Pislik herif.''

                   ''Şşştttt...Senin gibi bir kadının ağzına bu cümle hiç yakışmıyor.Dııııt...Dıııttt...Dıııtt...''

                   Kafam allak bullak ve gözlerim dolmuş bir şekilde aracıma binerken,içimden Teoman'ı öldürmek geçiyordu.Olayı bu duruma getirecek kadar nasıl kötüleşmişti?Nasıl bu kadar gaddar olmuştu?...Anlam veremiyordum.Acı bir fren sesiyle şirketin kapısının önünde durdum.Sinirimden kendimi kaybetmiş bir şekilde inerken,etraftaki gazeteci ordusunu gözüm bile görmedi.Asansörü bile düşünmeden,merdivenlere yönelerek Teomanın odasına çıktım.Kapıyı çalmak bir yana,sanki kafasına patlatacakmış gibi bir hışımla açarak içeri girdim...

                   ''Adi herif!...Çabuk annemin nerde olduğunu söyle...''Ayağa kalkmasına fırsat vermemiş,masasındaki makaslardan birini boğazına dayayarak onu hareketsiz bırakmıştım.

                   ''Hey,hey,hey...Dur bir dakika.Neyden bahsediyorsun sen?''

                   ''Bana numara yapma,istesem seni şu an burda öldürebilirim,benim için bu cinayeti üstlenecek adam çok,bana bişey olmaz,sen ölürsün,olan annene olur...''

                   ''Seçil bir saniye sakinleşir misin?Ne dediğini anlamıyorum.Ne oluyor?Neyden bahsediyorsun.''

                   ''Kimlerle işbirliği içindesin?Annem nerede?Neden bunu yapıyorsun?Bu soruların cevabını hemen şimdi istiyorum senden.''

                   ''Bir dakika,kimseyle iş birliği falan yaptığım yok,annene ne oldu?Ben bişey yapmıyorum.''

                   ''Yalancı adi...Annemi sen kaçırttın ve 5.000.000 $ ı sen istiyorsun.Kim o adam çabuk söyle.''

                   ''Hangi adam,şu makası boğazımdan indirip sakin sakin konuşabilir miyiz lütfen?''

                    Makası yavaşça Teoman'ın boğazından çekerek bir adım geriye gittim.İğrenç gözlerinin içine bakarken onu neden öldürmediğimi düşünüyordum...

                    ''Kemal denilen adam öldü.Kan vermek için odaya gittiğimde arka sokakta,bir çöp konteynırının içinde bomba patladı,kendimden geçmişim ve hemşire beni neredeyse öldürmeye çalışıyordu.Hastaneden canımı zor kurtardım,tüm bunların içinde bir de şerefsizin biri beni arayıp annemin elinde olduğunu ve bunu senin bildiğini,5.000.000$ ı yarına kadar götürmezsem,annemin bir mezarının bile olmayacağını söylüyor,hee bir de bu işin içinde seninde olduğunu...''

                   ''Çıldırdın mı sen?Adamın teki seni arıyor ve annen elimde diyerek senden 5.000.000$ istiyor sen de buna inanıyorsun.Üstüne üstük birde bu işin içinde benim de olduğumu söylüyor ve benim boğazıma yapışıyorsun.Sen delirmişsin...Şimdi evi arıyorum ve annenin evde olduğunu kanıtlıyorum...''

                    Telefonu açan Hafize Teyze Teoman'a birşeyler söylediğinde,yolunda gitmeyen birşeylerin olduğunu anladım.Teoman ise ahizeyi kapattığında bana dönerek...

                   ''Bak sakin ol tamam mı?Anneni bulucama dair söz veriyorum...ama lütfen bu işle alakam olduğunu düşünme.''

                   ''Seni lanet herif...''diyerek boğazına makası tekrar dayadım.Teoman'da ise bu zamana kadar gördüğüm görebileceğim en hızlı bir hamleyle makası tutan elimi kendi boğazından çekip,benim boğazıma dayayarak ağzımı kapatmıştı.Şimdi de güçsüz ve aciz bir kadın olarak ben düşmüştüm ellerine...


                         
                                                                 3. Bölüm Sonu