Kardeşlikten ACI DUYMAK ... (Bölüm 2)
Eklenme Tarihi: 08-Mayıs-2011, 21:58
Okunma Sayısı: 677
Kardeşlikten acı duymakla ilgili olan yazımın ikinci bölümünü sunmaktayım. Bir önceki bölümde de belirttiğim gibi yaşanmış gerçek bir hikayedir. Kime ait olduğu gizlidir. Yazıyı okuduktan sonra görüşlerinizi almak isterim
BÖLÜM 2 (KARŞILIK)
Ben korkak bir padişah gibiydim. Önümde ferahlığa açılmak için diz çöken onlarca kapı vardı. Değil açmak, tıklayamıyordum bile. Sanki bütün dünyam ablammış gibi büyütüyordum gözümde. Önümdeki deli dolu yılları göremiyordu gözüm. Anın hüznüne kapılmış, boğulup gidiyordum. Ablam ölse bende ölecektim sanki. İçim bir tuhaftı doğrusu. Ne zaman alıştığım bir şey elimden uçup gitse psikolojik olarak rahatsızlanırdım. En değersiz birşey içinde geçerliydi bu durum. Bu yüzden saçma tavırlarım söz konusuydu.
Minik ellerimi saçının tellerinde gezdirdiğimi hatırlıyorum. Bana bir gülücük atmıştı. Karşılığında bende ona. Ve şimdi ondan kaçtım. Kardeş sevgisinden mahrum bıraktım. O bunu tadamadan hastaneye kaldırıldı. Bu seferde karşılık olarak o beni kardeş sevgisinden mahrum bırakacaktı. Bu gerçeği aklıma getirmek yetiyordu önümdeki kapıları açamama.
O gözlerini sadece bana kapatmıştı. Ve o da bencillik yapıyordu şimdi. Başkalarını düşünmüyordu. Bir ''karşılık'' uğruna. Benim düşüncem buydu.
Hayatımda ''yalnız biri'' olsun istiyordum ama şimdi yalnız birine dönüştüm. Saçlarımı çeksin, heryerimi çimdiklesin, bana VURSUN! Ne kadar isterdim. Hiç düşünmezdim bir gün böyle kavgalarımızı özleyeceğimi. Avutmayın beni. DOLDURMAYIN sakın. Çünkü kendime yalan söylemeye başladığımdan beri, kimseye inanmaz oldum. Soğudum hayattan. Allah'ım neden bu duyguları tattırdın bana? Küçük bir çocuk hak ettimi bunları? Diye sorsam kendi kendime... Ve hatta en büyük vicdansızlığı yapıp ''Keşke kardeşim hiç olmasaydı yada ben varolmasaydım.'' desem... İnadına karanlığa gitsem. Koşsam. Hayattan nasibini almış biri olarak. Beni gören tiksinse. Bazıları acısa. Ne güzel bir dünya kurdum değil mi iki dakikada? Pembe renkli, şekerden yapılma evler yerine pis bir sokak. Barbieler yerine kötü insanlar.
BÖLÜM 2 (KARŞILIK)
Ben korkak bir padişah gibiydim. Önümde ferahlığa açılmak için diz çöken onlarca kapı vardı. Değil açmak, tıklayamıyordum bile. Sanki bütün dünyam ablammış gibi büyütüyordum gözümde. Önümdeki deli dolu yılları göremiyordu gözüm. Anın hüznüne kapılmış, boğulup gidiyordum. Ablam ölse bende ölecektim sanki. İçim bir tuhaftı doğrusu. Ne zaman alıştığım bir şey elimden uçup gitse psikolojik olarak rahatsızlanırdım. En değersiz birşey içinde geçerliydi bu durum. Bu yüzden saçma tavırlarım söz konusuydu.
Minik ellerimi saçının tellerinde gezdirdiğimi hatırlıyorum. Bana bir gülücük atmıştı. Karşılığında bende ona. Ve şimdi ondan kaçtım. Kardeş sevgisinden mahrum bıraktım. O bunu tadamadan hastaneye kaldırıldı. Bu seferde karşılık olarak o beni kardeş sevgisinden mahrum bırakacaktı. Bu gerçeği aklıma getirmek yetiyordu önümdeki kapıları açamama.
O gözlerini sadece bana kapatmıştı. Ve o da bencillik yapıyordu şimdi. Başkalarını düşünmüyordu. Bir ''karşılık'' uğruna. Benim düşüncem buydu.
Hayatımda ''yalnız biri'' olsun istiyordum ama şimdi yalnız birine dönüştüm. Saçlarımı çeksin, heryerimi çimdiklesin, bana VURSUN! Ne kadar isterdim. Hiç düşünmezdim bir gün böyle kavgalarımızı özleyeceğimi. Avutmayın beni. DOLDURMAYIN sakın. Çünkü kendime yalan söylemeye başladığımdan beri, kimseye inanmaz oldum. Soğudum hayattan. Allah'ım neden bu duyguları tattırdın bana? Küçük bir çocuk hak ettimi bunları? Diye sorsam kendi kendime... Ve hatta en büyük vicdansızlığı yapıp ''Keşke kardeşim hiç olmasaydı yada ben varolmasaydım.'' desem... İnadına karanlığa gitsem. Koşsam. Hayattan nasibini almış biri olarak. Beni gören tiksinse. Bazıları acısa. Ne güzel bir dünya kurdum değil mi iki dakikada? Pembe renkli, şekerden yapılma evler yerine pis bir sokak. Barbieler yerine kötü insanlar.


























