NEREYE BU GİDİŞ!...
Eklenme Tarihi: 24-Mayıs-2011, 22:04
Okunma Sayısı: 357
Ülkemizde son yıllarda,farklı kategori ve boyutlarda yaşanan;
sapıklık,ahlaksızlık,aile içi şiddet,kişisel bunalım odaklı intiharlar,anarşi ve terör...
Milletimizin psikolojisini çökertmiş ve yıpratmıştır,bu depremin enkazı olarak karşımıza çıkan sonuç ise
yukarıda sıraladıgımız toplumsal suçlara karşı kamuoyu olarak,tepkilerin gün geçtikçe yok olmaya yüz tutmasıdır.
Yakın geçmişte Cinayet,sapıklık,intihar,aile içi şiddet,zina,anarşi ve terör olayları zuhur ettiginde
milletimiz tek bilek ve tek yürek olup;her şehirde meydanları,haklı ve olması gereken tepkileri ile inletirlerdi adeta...
Artık bütün medya kategorilerinde takip ettigimiz haberlerde mevzubahis konular güncel olarak zuhur ettigi zaman,
yazık diyoruz,Allah sabır versin diyoruz.Çok agır küfürler yagdırıyoruz... Arkası geliyor devamen. Yani artık tepkilerimiz,
Fiili degil sadece sözlü..
Bu şekilde tepkisizleştirilmemizin sebebi bu toplumsal suçların çok sık işlenmesi ile dogrudan orantılıdır..
Buda suç dejenerasyonu demektir.Meydana gelen sonuç ise,Toplumsal psikolojik yıkım(Manevi zaafiyet)
Kimilerimize göre bu toplumsal suçların sıklıgı,alınan resmi ve sivil önlemlerin yetersizligi
yada son kullanma tarihlerinin geçmesinden dolayıdır.Peki nereye bu gidiş...
Müslüman ve Türk hasımı Avrupa ülkelerinin,Milletçe öz malımız olan manevi ve milli degerlerimizi hedef alan,
emperyalist ve sömürü zihniyetli kültürüyle bizlere açmış oldugu,insani etige aykırı kimlik savaşı;
geçmişte dilimizi,yemek kültürümüzü,müsbet alandaki örf,adet,gelenek ve göreneklerimizi yok etmiştir adeta...
Ve tabiri caizse hedefi 12 den vurdular.Türkiye ve diger bütün İslam cografyasından ibaret hedef tahtasında
Müslüman ve Türk hasımı Avrupa ülkeleri için son 2 hedef kalmıştır.
Bu hedefler İslamiyet ve Mensup olunan milletin milli degerlerine müthiş derecedeki sadakattir.
Fakat çok şükürler olsun ki,yüce yaratıcımıza... Sözkonusu degerlerle dogrudan ilgili olan kirli siyaset ve politikalarıyla
bu 2 can alıcı hedefi hiç bir zaman vuramamışlar yok edememişlerdir Allahın izni ve bizlerin azmi ile.
Misyonerliklerini dahi ülkemizde resmileştirme çabasına girdiler.
Bu çabalarını,İmam-Hatip formatlı okullarımıza resmi kanallar ile entegre etmeye çalıştılar adeta.
Adlarınada ''Dinler Arası Diyalog Ögretmenleri'' dedirttiler sanki...
''Dinler Arası Diyalog'' aynı zamanda Vatikan Projesi olarak görülmekte.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın İmam Hatip Liseleri’ne yönelik başlattığı yeni uygulamayla,
Dinler Arası Diyalog söyleminin bir adımı daha hayata geçiyor.
Bakanlık, İmam Hatip’lerde Dinler Tarihi dersine Hıristiyan rahip ve hahamların davet edilmesini ve gençlere ders verdirilmesini istedi.
Böylece güya dinler arasındaki önyargıların ortadan kalkacağını savunan bakanlığın, dinler arası diyaloğun hizmetinde var gücüyle çalıştığı anlaşılıyor.
Misyonerligin bakanlık eli ile okullarda olması işin çıgrından iyice çıktıgını gözler önüne seriyor.
Gençlere kendi okullarında rahip ve hahamlar aracılığıyla Hıristiyanlık ve Yahudilik propagandasına izin vermek,
misyonerliğin de Bakanlık eliyle meşrulaştırılıp kamu kurumlarına kadar sokulması anlamına geliyor.
Misyonerlik ve insanları etkileme konusunda kapsamlı bir psikolojik eğitim almış olan rahip ve hahamların,
Müslüman gençler üzerinde yapacakları tahribatın nereye varacağını ise kimse önceden kestiremiyor.
Peki sormak lazım konu ile ilgili yetkililere,bizim dinimiz Yüce İslamın misyonerligini ve propagandasını resmi olarak uygulamaya alan Avrupa Ülkesi var mı?
Bırakın resmiyeti gayriresmi olarak dahi yok.
En başından belirtelim,aşagıdaki satırları sizlerle paylaşmaktaki amacım,asla hocalık yada bilgelik taslamak degil sadece
olması gerektigi gibi konumuz ile ilgili olarak paylaşımda bulunmaktır.
Fakat Yüce Kitabımız K.Kerim'de Kafirun isimli Surenin son ayetinde,İslam dininde ; dinler arası diyalog meselesinin
yasak ve haram oluşu vurgulanmıştır.
'' LE KUM DİNİ KUM VELİYEDİN''
''Sizin Dininiz size benim dinim banadır'' Türkçe anlamı.
Biz ve diger Müslüman Toplumlar için,Hayat Klavuzumuz K.Kerim'de Yüce yaratıcımız Allah Tekvir suresinin 26 numaralı ayetinde,bu gidişata karşılık,
şöyle seslenmekte bütün müslümanlara;
''FE EYNE TEZHEBUN''
"peki (hal böyleyken siz) nereye gidiyorsunuz?"
Sormak belkide haykırmak lazımdır,Müslüman ve Türk kimligimiz üzerinde Haçlı Zihniyet markalı kalemlerin karalama,oynama yapmasının vebalini kim yada kimler üstlenecek...
K.Kerim dili ile...sinelere,vicdanlara ve iflas etmiş merhametlere... Sormak Lazım!...
NEREYE BU GİDİŞ...
sapıklık,ahlaksızlık,aile içi şiddet,kişisel bunalım odaklı intiharlar,anarşi ve terör...
Milletimizin psikolojisini çökertmiş ve yıpratmıştır,bu depremin enkazı olarak karşımıza çıkan sonuç ise
yukarıda sıraladıgımız toplumsal suçlara karşı kamuoyu olarak,tepkilerin gün geçtikçe yok olmaya yüz tutmasıdır.
Yakın geçmişte Cinayet,sapıklık,intihar,aile içi şiddet,zina,anarşi ve terör olayları zuhur ettiginde
milletimiz tek bilek ve tek yürek olup;her şehirde meydanları,haklı ve olması gereken tepkileri ile inletirlerdi adeta...
Artık bütün medya kategorilerinde takip ettigimiz haberlerde mevzubahis konular güncel olarak zuhur ettigi zaman,
yazık diyoruz,Allah sabır versin diyoruz.Çok agır küfürler yagdırıyoruz... Arkası geliyor devamen. Yani artık tepkilerimiz,
Fiili degil sadece sözlü..
Bu şekilde tepkisizleştirilmemizin sebebi bu toplumsal suçların çok sık işlenmesi ile dogrudan orantılıdır..
Buda suç dejenerasyonu demektir.Meydana gelen sonuç ise,Toplumsal psikolojik yıkım(Manevi zaafiyet)
Kimilerimize göre bu toplumsal suçların sıklıgı,alınan resmi ve sivil önlemlerin yetersizligi
yada son kullanma tarihlerinin geçmesinden dolayıdır.Peki nereye bu gidiş...
Müslüman ve Türk hasımı Avrupa ülkelerinin,Milletçe öz malımız olan manevi ve milli degerlerimizi hedef alan,
emperyalist ve sömürü zihniyetli kültürüyle bizlere açmış oldugu,insani etige aykırı kimlik savaşı;
geçmişte dilimizi,yemek kültürümüzü,müsbet alandaki örf,adet,gelenek ve göreneklerimizi yok etmiştir adeta...
Ve tabiri caizse hedefi 12 den vurdular.Türkiye ve diger bütün İslam cografyasından ibaret hedef tahtasında
Müslüman ve Türk hasımı Avrupa ülkeleri için son 2 hedef kalmıştır.
Bu hedefler İslamiyet ve Mensup olunan milletin milli degerlerine müthiş derecedeki sadakattir.
Fakat çok şükürler olsun ki,yüce yaratıcımıza... Sözkonusu degerlerle dogrudan ilgili olan kirli siyaset ve politikalarıyla
bu 2 can alıcı hedefi hiç bir zaman vuramamışlar yok edememişlerdir Allahın izni ve bizlerin azmi ile.
Misyonerliklerini dahi ülkemizde resmileştirme çabasına girdiler.
Bu çabalarını,İmam-Hatip formatlı okullarımıza resmi kanallar ile entegre etmeye çalıştılar adeta.
Adlarınada ''Dinler Arası Diyalog Ögretmenleri'' dedirttiler sanki...
''Dinler Arası Diyalog'' aynı zamanda Vatikan Projesi olarak görülmekte.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın İmam Hatip Liseleri’ne yönelik başlattığı yeni uygulamayla,
Dinler Arası Diyalog söyleminin bir adımı daha hayata geçiyor.
Bakanlık, İmam Hatip’lerde Dinler Tarihi dersine Hıristiyan rahip ve hahamların davet edilmesini ve gençlere ders verdirilmesini istedi.
Böylece güya dinler arasındaki önyargıların ortadan kalkacağını savunan bakanlığın, dinler arası diyaloğun hizmetinde var gücüyle çalıştığı anlaşılıyor.
Misyonerligin bakanlık eli ile okullarda olması işin çıgrından iyice çıktıgını gözler önüne seriyor.
Gençlere kendi okullarında rahip ve hahamlar aracılığıyla Hıristiyanlık ve Yahudilik propagandasına izin vermek,
misyonerliğin de Bakanlık eliyle meşrulaştırılıp kamu kurumlarına kadar sokulması anlamına geliyor.
Misyonerlik ve insanları etkileme konusunda kapsamlı bir psikolojik eğitim almış olan rahip ve hahamların,
Müslüman gençler üzerinde yapacakları tahribatın nereye varacağını ise kimse önceden kestiremiyor.
Peki sormak lazım konu ile ilgili yetkililere,bizim dinimiz Yüce İslamın misyonerligini ve propagandasını resmi olarak uygulamaya alan Avrupa Ülkesi var mı?
Bırakın resmiyeti gayriresmi olarak dahi yok.
En başından belirtelim,aşagıdaki satırları sizlerle paylaşmaktaki amacım,asla hocalık yada bilgelik taslamak degil sadece
olması gerektigi gibi konumuz ile ilgili olarak paylaşımda bulunmaktır.
Fakat Yüce Kitabımız K.Kerim'de Kafirun isimli Surenin son ayetinde,İslam dininde ; dinler arası diyalog meselesinin
yasak ve haram oluşu vurgulanmıştır.
'' LE KUM DİNİ KUM VELİYEDİN''
''Sizin Dininiz size benim dinim banadır'' Türkçe anlamı.
Biz ve diger Müslüman Toplumlar için,Hayat Klavuzumuz K.Kerim'de Yüce yaratıcımız Allah Tekvir suresinin 26 numaralı ayetinde,bu gidişata karşılık,
şöyle seslenmekte bütün müslümanlara;
''FE EYNE TEZHEBUN''
"peki (hal böyleyken siz) nereye gidiyorsunuz?"
Sormak belkide haykırmak lazımdır,Müslüman ve Türk kimligimiz üzerinde Haçlı Zihniyet markalı kalemlerin karalama,oynama yapmasının vebalini kim yada kimler üstlenecek...
K.Kerim dili ile...sinelere,vicdanlara ve iflas etmiş merhametlere... Sormak Lazım!...
NEREYE BU GİDİŞ...


























