22-Mayıs-2012, 21:27 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
FİNCANCI KATIRLARI
Cenk Eğilmezbilek
Cenk Eğilmezbilek

Eklenme Tarihi: 02-Haziran-2011, 00:13
Okunma Sayısı: 245
Her partinin meydanlarda neler söylediklerini dikkat kesilerek dinledim. Muhalif partilerin tümü işsizlik, para, asgari ücret gibi konuları ağızlarına öyle bir sakız ettiler ki hiçbir partide bana hitap eden bir vaat göremedim. Sanki bu millet toptan cahilmiş gibi halkın ağzından konuşmaya çalışan liderler, halka iktidar ne veriyorsa ben beş katını veririm diyen halkçılar… Tüm vaatler veriliyor iyi güzel ama nerde uluslararası politika vaatleri? Hangi partiden duydunuz acaba uluslararası hedef, yol haritası, dış politika gibi konuları. Durum böyle olunca haliyle politika ile ilgilenen kişiler otomatik olarak kararsızlar kısmına geçiş yapıyor. Partiler bu adama demiyor ki kardeşim bizim amacımız TÜRK-İSLAM, GÜÇLÜ CUMHURİYET, ORTADOĞUNUN LİDERİ TÜRKİYE… Ben şu ana kadar hiçbir partiden duyamadım maalesef. Belki yazılı olarak vardır fakat önemli olan bunu halkın, medyanın ve doğal olarak dış odakların duyması. Partiler hiç o ağızdan konuşmadıkları için insanın aklına ister istemez şu geliyor; acaba bu partiler dış odakların gazabından mı korkuyor? Her parti kendi içinde telaşlanıyordur muhakkak, bugün MHP’nin başına gelenler yarın bizimde başımıza gelebilir diye. Belki de bu psikoloji ile biz halkı kafalayalım büyük başlara laf söylemeyelim stratejisini izliyor olabilirler. Dedemin bana sürekli anlattığı Nasrettin Hocanın fincancı develeri hikayesi vardır, sanırım bu hikaye günümüzün partilerini çok iyi açıklıyor. Bilmeyenler için hikayeyi anlatayım : Hoca çıkar Ağaca, Başlar bindiği Dalı kesmeye. Oradan geçen sıradan Köylü :”Hocam kolay gelsin amma birazdan düşeceksin”. “Git işine” der Hoca, “Sen Benim ne Zaman düşeceğimi nerden bileceksin”. Az aradan sonra hoca dalla birlikte yere iner hışımla kalkar köylünün ardından “Bre dur söyle ben ne zaman öleceğim” şaşıran köylü :“Ya Ben nerden bileyim Hocam senin ne zaman Öleceğini “.“Sus der düşeceğimi bildin Öleceğim günüde bilirsin” Köylü;” yapma etme Hocam Sen zaten bindiğin dalı kesiyordun düşeceğin belliydi” “Anlamam” der. kurtulmak için sallar Köylü:” senin Kara Kaçan der şu yokuşta Üç kere yelleyecek sen o zaman Öleceksin” .Sarar yükünü yokuşta Eşek zaten yelleyecek Bir İki Üç atar kendini ben öldüm der Koyarlar Mezara Akşam olur Fincancı katırları geçer Mezarlığın yanındaki Yoldan. Bir delik açar bakar meraktan. Ürken fincancı katırları sağa sola kaçışır kırarlar üstlerindeki Fincanları. Canı yanan Fincancı Bir Araba sopa atar Hocaya dinlemez Ölü mölü. Çıkar gelir Hoca Köyün kahvesine şaşıran Köylülerden biri :”Yav Hocam sen ölmedin miydi Hocaya belemeden daha ?“ Söyle bakalım ne var ne yok aşağıda? Hoca canı yanmış zaten nefesi nefesinde, fincancı katırlarını ürkütmediğin sürece hiç bir şey yok der. Hikayeyi okuduğunuzda ne demek istediğimi çok iyi anladınız sanırım. Siyasi partilerimiz fincancı katırlarını ürkütmemek için karanlık bir tabutun için dar bir bakış açısı ile dar bir siyaset izliyorlar. Ne diyelim gün gelir o tabutun içinden hiç çıkamazlar ama şimdi fırsatları varken bile çıkmak istemiyorlar. SONUMUZ HAYIR OLSUN…