22-Mayıs-2012, 22:10 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
Denize Düşen Esad a Sarılır
Cenk Eğilmezbilek
Cenk Eğilmezbilek

Eklenme Tarihi: 10-Ağustos-2011, 20:01
Okunma Sayısı: 174
Son günlerde dünya gündemini meşgul eden konu kuşkusuz SURİYE ! Suriye içinde yaşanan çatışma sonucu her geçen gün ölüm haberleri almaya devam ediyoruz. Esad yönetimi muhaliflere karşı direnmekte kararlı, muhalifler ise Esad yönetimine karşı direnmekte kararlı. Her iki tarafın kendinden emin bir irade ile savaşa girişmeleri olacakları önceden haber veriyordu zaten. Tabi bu anlattıklarımız haber bültenlerine yansıyan gelişmeler. İşin iç yüzü çok daha karanlık. Wikileaks belgeleri çıktığı günden itibaren Ortadoğu’da olacaklar ile ilgili tahminlerde buluyorduk. Wikileaks ile sevmediği liderleri günah keçisi yapan ABD, katliamlar ile ülkelere girebilme bahanesi yaratıyor. Suriye ve Libya gibi ülkelerde ayaklanmalar çıkmadan seneler önce ülke içinden gençler, iş adamları, örgütler çoktan ayarlanmış hatta resmi bir program çerçevesince bazı gençlere nasıl darbe yapılabileceği öğretilmiştir. Aynı zamanda ayarladıkları örgütlere siyasi ve ekonomik olarak destek vermeleri sonucu ülke içinde sanki kendiliğinden çıkmış bir halk hareketi oluşturmayı başardılar. Halkın eline pankartı veren görevliden, pankartı hazırlayan öğrenciye kadar mükemmel bir şekilde yetiştirilerek günümüze kadar getirildiler. Dikkatinizi çekmek isterim, ayaklanan muhaliflerin hiç birisi emperyalizme veya ABD’ye tek bir laf bile söylemiyor. Buda gösteriyor ki, muhaliflerin hangi sloganları atacağını bile WASHİNGTON belirliyor. Ayaklanmaları en baştan organize edip, ayaklanma çıktıktan sonra bu derece sıkı kontrol eden ABD ve İsrail gizli servislerinin yeni hedefi görüldüğü üzere Suriye ve Esad yönetimi. Nato ve Türk ordusunu Suriye’ye sokmaları gerekiyor ki, Libya’da gösterdikleri başarıyı Suriye’de de göstersinler. Bunun için ilk önce halk ikna edilmeli, öyle bir hale gelmeli ki artık halk talep etmeli askeri müdahale kozunu. Bunun içindir son zamanlar haberlerde ve facebook’ta bol bol Esad yönetiminin yaptığı katliamlar ballandıra ballandıra anlatılıyor ve halkın Esad yönetimine karşı nefret duyması sağlanıyor. Esad’ın savunma stratejisi karşısında sabrının taştığını söyleyen başbakanımızın senelerdir Irak, Afganistan ve Afrika ülkelerinde ki zulümlere neden sabrı taşmıyor anlamış değilim !!! ABD dış işleri bakanı apaçık bir şekilde ESAD yönetimini Türkiye ikna etsin diye emir yağdırıyor, Türkiye, ABD’nin jandarmasıdır diyor ama Türkiye’nin sesi bir türlü çıkmıyor. Tam tersine çantasında WASHİNGTON’UN istekleri olan tepeden inme dış işleri bakanımızı Suriye’ye gönderiyoruz ve ABD’nin tehditlerini ayakçı gibi biz iletiyoruz. Davutoğlu dönüşte sanki bir marifetmiş gibi Esad’ın ömrünün az kaldığını söylüyor ve sanki bundan sevinç duyuyor. Ama biz gerçek Müslümanlar çok iyi biliyoruz ki ABD, Esad yönetimini düşürür ise Suriye’yi dört parçaya bölecek ve bölünmüş parçalardan bir tanesi bizim ülkemizi de kapsayacak olan KÜRDİSTAN toprağı olacak. Aynı zamanda Yahudilerin vaat edilmiş toprakları için Suriye vazgeçilemez bir ülke. Yani Esad düşer ise Siyonist Yahudiler vaat edilmiş toprak hayallerine bir adım daha yaklaşacaklar. Kısacası Esad yönetimini korumak, kollamak zorundayız. Suriye’nin düşmesi demek Türkiye’nin düşmenin eşiğine gelmesi demektir. Esad’ın şahsını sevsekte sevmesekte, Esad yönetimi ülkesindeki muhaliflere karşı değil, İslam’ın baş düşmanı emperyalizme karşı savaş vermektedir. Bir İslam ülkesi olarak Esad’ın yanında olmamız şarttır yoksa tüm sınırlarımız boyunca ABD ve İsrail ile komşu olmak zorunda olacağız. Yazımı Kurmay Albay Abdülvahit Erdoğan’ın o muhteşem duası ile bitiriyorum : YARABBİ - Biz Türkleri ilminle zengin eyle! - Güler yüz ve iyi huylarla lütuflandır! - Öfkelerimizi tutacak sabır ve tahammülü üzerimizden eksik etme! - Sağlıkla güzelleştir! - Memleketimizi mamur eyle! - Devletimizi ebediyete kadar hür ve müstakil olarak muhafaza eyle! - Bütün dünyaya hidayet nurunu saçma imkan ve fırsatını bizden esirgeme! AMİN