VURGUN 4
Eklenme Tarihi: 29-Mart-2010, 13:37
Okunma Sayısı: 765
NOT:Çeşitli sağlık sorunları nedeniyle yazılarımı bir hayli geciktirmiş olup affınıza sığınarak özür diliyorum.Tüm okuyucularıma anlayışlarından dolayı teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.Hikayede bahsi geçen Ünlü İspanyol Ressam Francisco de Goya'nın eseri aşağıda belirtilen linkte açıklayıcı bir şekilde ek bilgi olarak verilmiştir.Bilginize...
Bölüm 4
''Ne oldu Seçil?Çok gergin görünüyorsun ?''
''Pis herif,herşeyi yapabileceğini sanıyorsun öyle diğil mi?Yazık seni bir kadına bu şekilde davranmayacak kadar centilme görüyordum halbuki...''
''Centilmenliğim yatağımdaki kadınlara olur,senin gibilere haddini bildirmekten başka bir şey yapmam.''
''Adi herif,yatağındaki kadınlar bu kadar adi olduğunu bilse acaba sana dönüp bakarlar mı?''
''Eeeehh!!! Sus da beni dinle,ellerimin altında can çekişmek istemiyorsan dediklerimi yap.''
''Sana bunun hesabını sorucam Teoman.''
''Dinle diyorum sana,hemen abini arıyorsun ve acil bir yönetim kurulu toplantısı düzenlediğini bildirip buraya gelmesini sağlıyorsun''
''Eminim şu an yoldadır,hatta gelmek üzeredir Teoman ve senin canına okumak için sabırsızlanıyordur.''
''O halde arayıp,herşeyin yolunda olduğunu söyleyerek onun buraya gelmesini engelliyorsun''
''Bunu yapamam işte,gelmek üzeredir,hastaneye giderken Ayla'ya gelmesi için haber vermesini söylemişttim,şu an şirkette bile olabilir.''
''Lanet olsun Seçil...Yine berbat ediyorsun işleri.''
''Ben değil sen akılsızlık yaparak kendi kendine berbat ediyorsun''
Teoman'ın kolları altında çaresizce durmak beni çileden çıkartsa da psikolojik olarak onu yıkmak için elimden geleni söylüyordum.Nasıl bir hırstır ki içindeki bir türlü geçmek bilmeyip,kendini haklı çıkartacak bir sürü cümleler kuru beni daha çok çileden çıkartıyordu.Bu duruma hemen bir son vermek için son hamlemi yapmaya karar verdim.Bu kez blöf yapmıyor,sadece söylememem gereken bir şeyi mecburiyetten söylemek zorunda kalıyordum.
''Baban senin için ne dedi bana en son Teoman biliyor musun?''
''Eminim şu an benimle gurur duyduğunu söylemiştir,eğer bir yerlerden beni görüyorsa şayet,senin bu durumuna gülerek benimle gurur duyuyordur.''
''Uçak havaalanından kalkmadan önce onları uğurlamaya gitmiştim.Yanımdan ayrılırken gözlerimin içine bakarak şunları söyledi.Seçil...Kızım...Şirket sana emanet.Olur da geri dönemezsek,baban ve bana bir şey olursa şirketin yönetiminin sana geçmesini istiyorum.Eğer bir gün oğlum buna itiraz edecek olursa,şirketin gizli kasasındaki dosyanın içinde ona ait bir mektup var,o mektubu ona vermeni istiyorum.Bundan şu an sadece senin haberin var,gerekmediği sürece de kimse bilsin istemiyorum...Şirkete çok iyi bakın,abin ve sen...''
''Kes sesini,bu zırvalıkları dinleyecek kadar vaktim yok,ayrıca bir daha babamın adını ağzına alma sakın.bulunduğun durumdan kurtulmak için bel altı vurman hiç hoş değil,ben bile bu kadar yapmıyorum...''
Yüzündeki pis gülümsemesini tam karşı duvarda asılı olan büyük ayna da gördüğüm anda içindeki şeytanın kolay kolay vazgeçmeyeceği umutsuzluğuna kapılmaktan bir an alıkoyamadım kendimi.
''İstersen o mektubu sana verebilirim Teoman,okumak ister misin?Babanın senden ne kadar utandığını kendi gözlerinle görmek ister misin?istersen annen hakkında yazdıklarını da okumak istersin...ne dersin?''
''Kes sesini diyorum sana,yok böyle bişey.Koca bir blöf yapıyorsun.Bu karalama kampanyaların yeni oyunun mu?Hiç başarılı değilsin,zaten hiç olmadın ki...''
''Blöf falan yaptığım yok salak...Söylememem gereken bir şeyi söylemek zorunda bırakıyorsun beni.İstersen burdan sana bunu ispatlayabilirim.kasanın şifresi sadece ben de biliyorsun.mektubu okudum ve emin ol baban az bile yazmış olanları oraya...''
''Lanet olsun git getir şu mektubu...'' diyerek beni itmesiyle yerde dizimin üzerine düşmüş bir şekilde buldum kendimi.Canım yanmış olacak ki yerden kalkmam için önce kendimi toparlamalıydım oturduğum yerde bir müddet durarak.Yüzüne bakarak...
''Biliyor musun?Hırsların yüzünden kendini yakıyorsun ki farkında bile değilsin...''
''Söylediğini yap ve beni şaşırt o halde Seçil.Ben de o koltuğa layık olduğunu herkesin önünde açıklayayım olmaz mı?''
''Memnuniyetle''diyerek odanın kapısını açtım peşimde teomanla birlikte odama doğru gidererken Teomanın asistanı Lale Hanım koridorda bize şaşkın şaşkın bakıyordu.Teoman ise...
''Bu gün hiç bir toplantı kabul etmiyorum,çözmemiz gereken daha önemli bir mesele var.Herkese haber ver görüşmeler ertelendi.''
''Peki Teoman Bey.''
Odaya vardığımızda derin bir nefes alarak kapıyı açtım.İçeri girdiğimde koltuğu cama doğru döndürmüş bir şekilde oturuyordu abim...
''Abi!!! Ne zaman geldin neden haber vermedin geldiğini?''
''Canım...''diyerek ayağa kalktı ve bana doğru yürümeye başladı.Teomana sert bir bakış attıktan sonra bana da kinayeli bir bakışla sözüne devam etti.
''Yeni geldim,beni bırak sen nasılsın asıl?''
''İyiyim abi,iyiyim ama şu anda daha önemli bir sorunumuz var önce bunu halletmemiz gerek.'' diyerek Teoman'a baktım.
''Olan olaydan haberim var canım,geniş bir şekilde araştırılması için talimat verdim,bütün şirket kayıtları şu anda inceleniyor,şirket içinden biri olabilir bunu yapan,bu yüzden en ufak bir hataya rastlandığında onlara da ulaşabiliriz.''
''Haydi işimize bakalım artık.''diyerek araya girdi Teoman.Abim şaşkın şaşkın Teoman'ın yüzüne bakarak bana herşeyin yolunda olup olmadığını sormak için döndüğünde,
''Hiç bir şey sorma abi,sadece otur ve izle...''
Duvardaki büyük tablo,Üç Büyüklerden biri olarak adlandırılan ünlü İspanyol ressam Francisco José de Goya y Lucientes (Francisco de Goya) in 18. yy da evinin duvarına çizdiği resmin tablosunun bir kopyası olup beni herzaman büyülemişti.Avrupa seyahatleri sırasında çeşitli hastalıklar geçiren İspanyol ressamın bu rahtsızlıklar sonucunda duyu organında hasar kalmış ve sonrasında sağır olmuştur.Eşiyle birlikte küçük bir kasabada iki katlı bir eve yerleşerek resimlerini evinin duvarına çizmeye başlamış.Sağır olmasından dolayı düzelmeyeceğini düşünerek karamsarlığa kapılmış,resimlerini karamsar renklerle (siyah ve kahve tonları ağırlıklı) yapmış bir ressam olarak bilinen bu adamın,resimlerinde işlediği konular genellikle Tanrıyı ve Meleklerini yine karamsar bir şekilde tasvir etmeye başlamıştır.Bu muhteşem tabloyu yerinden söküp dikkatlice sağ tarafa yere koyarak destek alması için duvara dayadım.Duvardaki gizli kasaya şifre girerek kapağı açtım.İçinden çıkardığım bir zarfı arkamı dönerek Teoman'a doğru uzattım.Abim şaşkınlık içinde bana bakarak,
''Neler oluyor burda?Bu da ne?'' sorusunu sormaktan kendini alıkoyamamış ve beni açıklama yapmaya zorlamıştı.
''Babam ve amcamı,kazadan bir kaç saat önce uçağa binerken uğurlamaya gitmiştim.Amcam sanki olacakları biliyormuş gibi bana bir kaç şeyin yanında bu emaneti bıraktığını söylemişti.Teoman'ın bunu okuma vakti geldiğini düşünüyorum.Zira şu anda annem Teoman'ın iş birlikçilerinin elinde.Anneme zarar gelmeden kurtarabilmemiz için bunu yapmak zorundayım...''
Konuşmamı bitirip abime dönüp baktığımda,gözlerinden ateş çıkıyormuş gibi sinirden kızarmış bir şekilde ve küfürler savurarak Teoman'ın yakasına yapıştı.Araya girmeme fırsat vermeden yumruğunu çok sert bir şekilde Teoman'ın suratına indirdi.Yere yığılan Teoman ise az önce yumruk yiyen sanki kendisi değilmiş gibi elindeki zarfa,gözleri dolmuş bir şekilde bakarak açmaya çalışıyordu.
''Aşağılık herif,sonunda bunu da yaptın he.Amcam senden utanıyor olmalı,senin gibi bir evladı haketmiyor.''
Teoman kendini toparlamış olacak ki ayağa kalkarak zarfı açmaya başladı.Ellerinin titrediği her halinden belli olup,yüksek sesle yazılanları okumaya çalışırken sesi bazen kısık kısık çıkıyor,bazen de cesartlenip tok bir ses tonuyla okumaya devam ediyordu...
4. Bölüm Sonu
http://www.toplumdusmani.net/modules/wfsection/print.php?articleid=1364
Bölüm 4
''Ne oldu Seçil?Çok gergin görünüyorsun ?''
''Pis herif,herşeyi yapabileceğini sanıyorsun öyle diğil mi?Yazık seni bir kadına bu şekilde davranmayacak kadar centilme görüyordum halbuki...''
''Centilmenliğim yatağımdaki kadınlara olur,senin gibilere haddini bildirmekten başka bir şey yapmam.''
''Adi herif,yatağındaki kadınlar bu kadar adi olduğunu bilse acaba sana dönüp bakarlar mı?''
''Eeeehh!!! Sus da beni dinle,ellerimin altında can çekişmek istemiyorsan dediklerimi yap.''
''Sana bunun hesabını sorucam Teoman.''
''Dinle diyorum sana,hemen abini arıyorsun ve acil bir yönetim kurulu toplantısı düzenlediğini bildirip buraya gelmesini sağlıyorsun''
''Eminim şu an yoldadır,hatta gelmek üzeredir Teoman ve senin canına okumak için sabırsızlanıyordur.''
''O halde arayıp,herşeyin yolunda olduğunu söyleyerek onun buraya gelmesini engelliyorsun''
''Bunu yapamam işte,gelmek üzeredir,hastaneye giderken Ayla'ya gelmesi için haber vermesini söylemişttim,şu an şirkette bile olabilir.''
''Lanet olsun Seçil...Yine berbat ediyorsun işleri.''
''Ben değil sen akılsızlık yaparak kendi kendine berbat ediyorsun''
Teoman'ın kolları altında çaresizce durmak beni çileden çıkartsa da psikolojik olarak onu yıkmak için elimden geleni söylüyordum.Nasıl bir hırstır ki içindeki bir türlü geçmek bilmeyip,kendini haklı çıkartacak bir sürü cümleler kuru beni daha çok çileden çıkartıyordu.Bu duruma hemen bir son vermek için son hamlemi yapmaya karar verdim.Bu kez blöf yapmıyor,sadece söylememem gereken bir şeyi mecburiyetten söylemek zorunda kalıyordum.
''Baban senin için ne dedi bana en son Teoman biliyor musun?''
''Eminim şu an benimle gurur duyduğunu söylemiştir,eğer bir yerlerden beni görüyorsa şayet,senin bu durumuna gülerek benimle gurur duyuyordur.''
''Uçak havaalanından kalkmadan önce onları uğurlamaya gitmiştim.Yanımdan ayrılırken gözlerimin içine bakarak şunları söyledi.Seçil...Kızım...Şirket sana emanet.Olur da geri dönemezsek,baban ve bana bir şey olursa şirketin yönetiminin sana geçmesini istiyorum.Eğer bir gün oğlum buna itiraz edecek olursa,şirketin gizli kasasındaki dosyanın içinde ona ait bir mektup var,o mektubu ona vermeni istiyorum.Bundan şu an sadece senin haberin var,gerekmediği sürece de kimse bilsin istemiyorum...Şirkete çok iyi bakın,abin ve sen...''
''Kes sesini,bu zırvalıkları dinleyecek kadar vaktim yok,ayrıca bir daha babamın adını ağzına alma sakın.bulunduğun durumdan kurtulmak için bel altı vurman hiç hoş değil,ben bile bu kadar yapmıyorum...''
Yüzündeki pis gülümsemesini tam karşı duvarda asılı olan büyük ayna da gördüğüm anda içindeki şeytanın kolay kolay vazgeçmeyeceği umutsuzluğuna kapılmaktan bir an alıkoyamadım kendimi.
''İstersen o mektubu sana verebilirim Teoman,okumak ister misin?Babanın senden ne kadar utandığını kendi gözlerinle görmek ister misin?istersen annen hakkında yazdıklarını da okumak istersin...ne dersin?''
''Kes sesini diyorum sana,yok böyle bişey.Koca bir blöf yapıyorsun.Bu karalama kampanyaların yeni oyunun mu?Hiç başarılı değilsin,zaten hiç olmadın ki...''
''Blöf falan yaptığım yok salak...Söylememem gereken bir şeyi söylemek zorunda bırakıyorsun beni.İstersen burdan sana bunu ispatlayabilirim.kasanın şifresi sadece ben de biliyorsun.mektubu okudum ve emin ol baban az bile yazmış olanları oraya...''
''Lanet olsun git getir şu mektubu...'' diyerek beni itmesiyle yerde dizimin üzerine düşmüş bir şekilde buldum kendimi.Canım yanmış olacak ki yerden kalkmam için önce kendimi toparlamalıydım oturduğum yerde bir müddet durarak.Yüzüne bakarak...
''Biliyor musun?Hırsların yüzünden kendini yakıyorsun ki farkında bile değilsin...''
''Söylediğini yap ve beni şaşırt o halde Seçil.Ben de o koltuğa layık olduğunu herkesin önünde açıklayayım olmaz mı?''
''Memnuniyetle''diyerek odanın kapısını açtım peşimde teomanla birlikte odama doğru gidererken Teomanın asistanı Lale Hanım koridorda bize şaşkın şaşkın bakıyordu.Teoman ise...
''Bu gün hiç bir toplantı kabul etmiyorum,çözmemiz gereken daha önemli bir mesele var.Herkese haber ver görüşmeler ertelendi.''
''Peki Teoman Bey.''
Odaya vardığımızda derin bir nefes alarak kapıyı açtım.İçeri girdiğimde koltuğu cama doğru döndürmüş bir şekilde oturuyordu abim...
''Abi!!! Ne zaman geldin neden haber vermedin geldiğini?''
''Canım...''diyerek ayağa kalktı ve bana doğru yürümeye başladı.Teomana sert bir bakış attıktan sonra bana da kinayeli bir bakışla sözüne devam etti.
''Yeni geldim,beni bırak sen nasılsın asıl?''
''İyiyim abi,iyiyim ama şu anda daha önemli bir sorunumuz var önce bunu halletmemiz gerek.'' diyerek Teoman'a baktım.
''Olan olaydan haberim var canım,geniş bir şekilde araştırılması için talimat verdim,bütün şirket kayıtları şu anda inceleniyor,şirket içinden biri olabilir bunu yapan,bu yüzden en ufak bir hataya rastlandığında onlara da ulaşabiliriz.''
''Haydi işimize bakalım artık.''diyerek araya girdi Teoman.Abim şaşkın şaşkın Teoman'ın yüzüne bakarak bana herşeyin yolunda olup olmadığını sormak için döndüğünde,
''Hiç bir şey sorma abi,sadece otur ve izle...''
Duvardaki büyük tablo,Üç Büyüklerden biri olarak adlandırılan ünlü İspanyol ressam Francisco José de Goya y Lucientes (Francisco de Goya) in 18. yy da evinin duvarına çizdiği resmin tablosunun bir kopyası olup beni herzaman büyülemişti.Avrupa seyahatleri sırasında çeşitli hastalıklar geçiren İspanyol ressamın bu rahtsızlıklar sonucunda duyu organında hasar kalmış ve sonrasında sağır olmuştur.Eşiyle birlikte küçük bir kasabada iki katlı bir eve yerleşerek resimlerini evinin duvarına çizmeye başlamış.Sağır olmasından dolayı düzelmeyeceğini düşünerek karamsarlığa kapılmış,resimlerini karamsar renklerle (siyah ve kahve tonları ağırlıklı) yapmış bir ressam olarak bilinen bu adamın,resimlerinde işlediği konular genellikle Tanrıyı ve Meleklerini yine karamsar bir şekilde tasvir etmeye başlamıştır.Bu muhteşem tabloyu yerinden söküp dikkatlice sağ tarafa yere koyarak destek alması için duvara dayadım.Duvardaki gizli kasaya şifre girerek kapağı açtım.İçinden çıkardığım bir zarfı arkamı dönerek Teoman'a doğru uzattım.Abim şaşkınlık içinde bana bakarak,
''Neler oluyor burda?Bu da ne?'' sorusunu sormaktan kendini alıkoyamamış ve beni açıklama yapmaya zorlamıştı.
''Babam ve amcamı,kazadan bir kaç saat önce uçağa binerken uğurlamaya gitmiştim.Amcam sanki olacakları biliyormuş gibi bana bir kaç şeyin yanında bu emaneti bıraktığını söylemişti.Teoman'ın bunu okuma vakti geldiğini düşünüyorum.Zira şu anda annem Teoman'ın iş birlikçilerinin elinde.Anneme zarar gelmeden kurtarabilmemiz için bunu yapmak zorundayım...''
Konuşmamı bitirip abime dönüp baktığımda,gözlerinden ateş çıkıyormuş gibi sinirden kızarmış bir şekilde ve küfürler savurarak Teoman'ın yakasına yapıştı.Araya girmeme fırsat vermeden yumruğunu çok sert bir şekilde Teoman'ın suratına indirdi.Yere yığılan Teoman ise az önce yumruk yiyen sanki kendisi değilmiş gibi elindeki zarfa,gözleri dolmuş bir şekilde bakarak açmaya çalışıyordu.
''Aşağılık herif,sonunda bunu da yaptın he.Amcam senden utanıyor olmalı,senin gibi bir evladı haketmiyor.''
Teoman kendini toparlamış olacak ki ayağa kalkarak zarfı açmaya başladı.Ellerinin titrediği her halinden belli olup,yüksek sesle yazılanları okumaya çalışırken sesi bazen kısık kısık çıkıyor,bazen de cesartlenip tok bir ses tonuyla okumaya devam ediyordu...
4. Bölüm Sonu
http://www.toplumdusmani.net/modules/wfsection/print.php?articleid=1364

























