23-Mayıs-2012, 06:29 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
SIFIR DOST POLİTİKASI
Cenk Eğilmezbilek
Cenk Eğilmezbilek

Eklenme Tarihi: 27-Kasım-2011, 15:25
Okunma Sayısı: 230
Malumunuz üzere son yaşadığımız gelişmeler sıfır sorun politikasının gün geçtikçe çöktüğünü gösteriyor. Sıfır sorun sloganı ile yola çıkan Ak Parti hükümeti, Wikileaks olayına kadar Arap devletleri ile ticaretini geliştirmiş, dostluk ilişkilerini sıkı tutmuş ve söz verdiği gibi sıfır sorun politikasında gayet başarılı olmuştur. Fakat ABD artık düğmeye bastı ve Araplar için sonun başlangıcı yaklaşıyordu. İlk olarak WİKİLEAKS denilen Rothschild ailesi ile bağlantılı bir internet sitesi sözde ABD’nin gizli belgelerini sızdırmaya başladı. Bu belgeler ne kadar ilginçtir ki sürekli Arap liderlerden ve o liderlerin gizli kalmış yönlerinden bahsediyordu. Bu sızıntılar ile sanki Arap liderlere, sonunuz geldi, mezarınızı kazıyoruz diyorlardı. İlginçtir WİKİLEAKS denilen belgelerin içinde ABD’nin en güçlü ailesinden biri olan ROCKAFELLER ailesine ait bulunan bazı sızıntılar mevcuttu. Buda gösteriyor ki ABD’yi ve dünyayı yönetmeye talip olan iki aile arasında derin bir savaş yürütülüyordu. Rothschild ailesi tarafından çıkarılan sızıntılarda rakip aile olan ROCKAFELLER ailesi küçük küçük iğneleniyordu. Tüm bu karışıklık içinde ABD’nin, İsrail’in ve İngiltere’nin Arap ülkelerine soktuğu ajanlar yıllardır çalışmalarının verdiği nimeti toplamak üzere hazır bir şekilde bekliyorlardı. Bu ajanlar yıllarca orada gençleri örgütlemiş, diktatör nasıl devrilir üzerine okullar açmış, öğrenciler yetiştirmiş ve artık yetiştirdikleri öğrencileri özgürlük ve demokrasi gibi bir palavra uğruna sokağa dökmeye hazır bir şekilde sabırsızlanıyorlardı. Tüm hazırlıklar tamam olunca ABD düğmeye bastı ve ARAP halkları hep bir ağızdan diktatörlüğe hayır diyorlar, demokrasi istiyorlar fakat ağızlarından anti-emperyalist tek bir söz çıkmıyordu. Halkın arasında Yahudi iş adamı SAROS tarafından yetiştirilmiş ve üzerlerinde OTPOR denilen darbeci Yahudi örgütün bulunduğu gençler kol geziyordu. Şimdi gelelim tüm bunlar olur iken Türkiye ne yapıyor veya ne yaptırılıyor ? Olaylar ilk patlak verdiğinde Türkiye ilginç bir şekilde tarafsız kaldı. Ne muhalifleri destekliyor nede devlet başkanlarının yanında yer alıyordu. Bu apaçık gösteriyor ki Türkiye’nin böyle bir duruma karşı hiçbir planı yoktu. Ne zaman ki OBAMA, DEMOKRASİ çığırtkanlığı yapmaya başladı Türkiye hemen muhaliflerin yanında saf tutarak demokrasi çığırtkanlığına destek verdiğini söyledi. Bununla kalmadı, Libya’yı kana bulayacak, camileri bombalayacak olan NATO askerlerinin karargahının İzmir olmasını kabul etti ve haçlı ordusu ile beraber Libya’ya asker yolladı. Size sormak istiyorum, İNGİLTERE, İTALYA, ABD gibi ülkeler Libya’ya neden demokrasi götürüyorlar ? Cevap basit çünkü Libya’da petrol var, su yolları var ve daha birçok kritik etken var. Bunun için emperyalizmin hedefi olan Libya’ya Türk askeri hangi ayrıcalık için gitti ? Libya’dan bize petrol düşecek mi ? Kritik yollarda ve madenlerde Türkiye’nin söz hakkı olacak mı ? Tabiki de hayır !!! Yani Türkiye tamamen boş bir uğurda kendi askerini feda ediyordu. Daha sonra sırası ile Mısır ve Libya emperyalizme teslim oldu. Sıra geldi Suriye’ye. Türkiye derhal Esad’ı uyarmaya başladı. Komşu ülke Türkiye’den cesaret bulan muhalifler sokağa dökülünce Türkiye artık uyarmıyor direk Esad hükümetine çekil git diyordu. Bir zamanlar sıfır sorun için dolaştığı ülkelere şimdi meydan okuyordu. Sıfır sorun politikası sadece komşu devlet ile planlanmıştı ama komşu devletlerin siyasi müttefikleri hiç hesaba katılmadı. ÇİN-RUSYA-JAPONYA gibi devletler Türkiye’nin bu tutumundan hiç memnun değillerdi. Onların planlarında Avrasya birliği ile emperyalizmi bitirmek vardı ama Arap Baharı ve Türkiye’nin tutumu bu planları suya düşürmüştü. Artık yapmaları gereken tepkilerini dile getirerek Avrasya’nın kilidi olan Türkiye’yi yola sokmak olmalıydı. Rusya derhal Türkiye’yi tehdit ederek işe başladı. Ardından Suriye geldi. Kısacası artık Türkiye’nin ne Ortadoğu’da nede Avrasya’da gerçek bir dostu kalmamıştı. Bu tabloda Türkiye’nin dostları ABD-İNGİLTERE-FRANSA gibi ülkelerdi. Fakat bu sözde dostların her biri bizim topraklarımıza ağzı sulanarak bakıyor, hergün ele geçirme planları yapıyorlardı. Yani bizim dostlarımız aslında cellatlarımızdı. Konuyu bitirecek olursak tek bir söz ile özetlemek istiyorum. CELLADINI(EMPERYALİZM) SEVEREK, İPTEN KURTULAMAZSIN !!!