23-Mayıs-2012, 06:36 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
YAZ YÜREĞİM SON BİR BAHAR DAHA KIŞA VURMUŞ BELLİ BAHAR GELECEK
Hasan Hayyam
Hasan Hayyam

Eklenme Tarihi: 10-Aralık-2011, 11:39
Okunma Sayısı: 876

YAZ YÜREĞİM SON BİR BAHAR DAHA KIŞA VURMUŞ

     BELLİ BAHAR GELECEK !
       Yerleşik utkuların sıralandığı bir günün ardına daha uyanır oldu gözlerim bir sabah uğultusunda. Hafiften serseri soluklar çarpıyor pencerimin buğu noktasında durulgan göz bebeklerimin çerçevesinden dışarlamış olunan yalın yağız soluklar. Bir yaşlı adem çarpıyor yaşamın ortasında durağan bir vakit elinde hafiften baltaya benzer kısa bir tahra niteliği ile odunları parçalıyor evin çatı tualinde. Eskiye dair türküler sıralanıyor kulaklarımda bu resmin gölgesinde...
 
         Bir eski mizansel 1997 yılı sonbahar ertelenmiş bir vakit kış aylarının sonuncusunda zaman. Adana'nın yerleşik ovalığını anımsatan yeşilliklerin ortasında uyanmış idi gözlerim derken bir yaşlı suilet elinde tahra ve önünde odunlar ile 14 yıl sonra kendini anımsatacak hareketleri yapıyordu. Bir vakit seyre daldıktan sonra Şubat'ta bitecek diyordum. Fakat eski mizansel içlerinde süzülüp gelen bir ata sözü gelir adana'da insanın aklına " Mart Kapıdan Baktırır Kazma Kürek Yaktırır". Çoğu zaman bu atasözünün fiziksel yanlarını yaşar ve bu sözün adana soluğu almış birine ait olduğunu düünürdüm. Mart yeşil renklerin yanında soğuk bir soluk ile geçerdi. İşte o vakit yakacak yok ise kazma kürek yakılmasında ne yapılsın. Bu düşünceler aklımın köşe bentlerinde hafiften gülümseten bir eda ile ilerler iken gözlerim ajansın görsel görüntüsü olan bir ekrana takıldı.
 
        Trt alt yazı ile mgk toplantısını aktarıyordu. Şubat öncesi bir yığın sözcük kurulmuş ve nerede ise fotoğrafın kendisi daha önceden çekilmiş ve sunuluyordu. DÖnemin hükümetine yönelik yaptırımlar ve suçlamalar veya adına ne derseniz deyin fakat yerleşik olak gözlerimizin unutmaya göz tuttuğu tanklar tekrardan sahaya iniyorlardı. Haber muhabiri sunum yapar iken dinlemeyi bırakmış ve suiletin altındaki adamı anlamaya çalışıyordum tama olarak söylediği cümlenin özeti şu idi. " Mart kapıdan baktırır, hükümet özgürlük yaşam....... yaktırır" diyordu. Yıllar öncesi dizelenen bir ata sözü bu kadar haklı çıkar mı ? demiş idi ruhum.
 
       Şimdi aradan 14 yıl geçmiş bir kış ayı daha yaşıyor ruhum gözlerimde eskiye dair ilk fotoğraf "elinde tahra ile odun kesen adam" zaman ay olarak önceli, tual farklı ama işlem aynı. Birden irkildim sol yanımda bir iki metre uzakta olan televizyonu açıp açmamak noktasında biraz tereddüt ile elimi kumandanın teknolojik işlevini hale tam olarak çözemediğim bir kaç tuşu ile açtım haber noktasında bir değişim veya haber var mı diye. Sürekli takip etmeye yakın durduğum haber kanallarından birinde durdum. hafif terlemiş dinliyordum eskiye dair anımsamanın vermiş olduğu ürperti ile. Uzun zanamdır süren ve 28 şubat noktasında ilerleyen kimilerinin durumlarından ( balyoz diyorlar buna.. ), başbakanın rahatsızlığı, futbolun havasını bozan yada havasında olan şike soruşturması, bir iki milletvekilinin anlamsız külhanbeyliği mecliste, toplumda cübbeli ahmet hoca olarak bilinen bir yüzün tutuklanması ( ki asla alışamadım bu adama anlayamadım da bu benim eksikliğim olabilir yada şahsın ifadesizliği tam olarak bilemiyorum ), ülkemin yanı başında duran bir başka ülkemin ( evet ülkemin diyorum çünkü yeryüzüne yaratılış mizanseli olarak dünya üzerinde herşeye kendim gibi bakıyorum ihtimallerde herhangi bir yerde olabilir ve yaşayabilirdim nefretin olmasına gerek yok. hani elimden gelse globalleşen dünya da global bir kimlik sahibi olmaya çalışırdım neyse bu konu başka bir bahar ... ) arasında olan yaptırım aktarmaları, dış haberler vs.
 
         Şöyle bir kendimi dinledim sonra. Yaşananlar hiç te güzel değil idi eskiye oran ile daha çok olay vardı ama nedense içim ürpermedi eskisi kadar sanki bir magazin havasında geçti. " Mart kapıdan baktırmış ve kazma kürek yaktırmış" dedim içim içim. Ne derseniz çok mu duyarsızım, yoksa siz sesimi duyar mısınız. Bu mart ne yakacağız bilmem ama kazma kürek olmayacağı kesin....
 
        ( Bu arada dışarda yalancı bir hava istanbulda sakın pencereden bakmayın hafiften solukta alın ki dışarıyı dışarlamadan dışarlasın ruhunuz. Üşütmeyin emi sevgili insanlarım, sizi çok seviyorum )