23-Mayıs-2012, 07:00 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
Gördüğümüzü sandığımız hiçler , Göremediğimiz herşeymiş.
Banu Çakır
Banu Çakır

Eklenme Tarihi: 16-Ocak-2012, 16:53
Okunma Sayısı: 213

Bundan bir kaç ay önceydi.

Ön yargılarım beni hataya düşürdü.

Arkadaşlarımla birlikte Kadıköy'de gezmeye gittiğim zamanlardan biriydi.

Geç saatlere kadar gezdik, alışveriş yaptık.

Saatin farkında bile olmadık. Daha sonra Soğanlık'a giden otobüsü yakalamak için koşturmaya başladık.

Koşturduk ayaklarımız kıçımıza değene kadar. Bizim için bir Kadıköy klasiğidir. Önce iett'ye bineceğiz diyip, önündeki sırayı görünce

doğru minibusün yolunu tutmak. Neyse minibus durağına vardık ki ne görelim. Sıranın alası burada . Bedava vasıta var gibi.

Bu arada ayaklarım yeni aldığım ayakkabının vurmasıyla acır halde oturmamı bekliyorlar.

Evet sıra bize geldi. Ayağımı attığımda minibuse gördüğüm manzara benim için içler acısı.

Ayakta kaldık. Bu yaklaşık 45-50 dakika ayakta duracağımız anlamına gelmesi ,bas bas bağıracağım

demekti belki ama sustum.

Bir güzel kavradım, tutunacağım demirleri.


Aklıma susadığım geldi. Bir gram tükürük çıkmaz ya ağzından o haldeyim. Ya canım ayaklarım , her

kıpırdattığımda küfür eder haldeler sanki. Canımı daha çok

acıtmaya başladılar.


Aradan 10 dk geçti.Önümde ,önlü arkalı oturan  kızıl kıvırcık saçlı, orta yaşlarda bir teyze ve teyzenin

hemen arkasında hiç susmayan bir amca var.

En son oturan şanlı kişiler bunlar ya bi uyuzluğum vardı.

Yol gittikçe amca daha çok sorular soruyor , teyze her sorunun yanıtını bir bir veriyordu.

Bense içinden küfür etme noktasına tam gelmiştim ki teyzenin çantasındaki suyu görünce  aklıma yine unuttuğum susuzluğum geldi.

Dönüp ablama

-"Koşuşturmacan su bile alamadık, çok susadım" dedim.

-Ablam :"Az kaldı , inince alırsın "dedi.

Önüme döndüm. Teyzeye niyeyse hala gıcığım ama . Amcanın muhabbet koyu.

Hepimiz öğrendik Hasanın oğlunun nerde çalıştığını, Haticenin kaynının nerede oturduğunu.

Yoldayken Camilerden duyulan ezan sesi ilişti kulaklarımıza.


Teyze bir çaba içinde. Poşetin içinden suyu çıkarttı. Suyu açtı ,kafasına dikmedi. Mavi kapağına döktü içti. DÖktü içti.

Bende  kıs kıs güldüm. Ablama işaret ettim. İçimden de diyorum. Teyze kokoş ya ödün vermiyor. Biz olsak kafaya dikerdik çoktan diye kendi kendime konuşurken ,

teyzeyle deyimi yerindeyse maytap geçerken bir anda sıçradım.

Teyze bana sesleniyor.

"-Kızım ,bu suyu sana ayırdım. Kapağına koydum içtim. Niyetliydim. Ablanla konuşurken duydum susamışsın. Niyetliydim. Ezan okudu.Açtım orucumu.Al bu su senin. Sende iç !"


N'oluyoruz dedim  bi an. Şaka mı bu. Ben niyetli olduğum anlarda o suyun dibini görene kadar içerken , teyze , gıcık olduğum teyze bana kendi suyunu veriyor,

Hemde oruç ,hem de kuş gibi 4 kapak su içiyor.

Ben teyzenin söylediği cümlelere nasıl cevap vereceğimi bile bilemezken teyze suyu uzatıyor. "Hadi al kızım çekinme "diyor.

Ah teyze bi bilsen neler dedim , ne kahkahalar attım içimden senle alay ettim  ben..


Ani bir refleksle " -Yok teyze , siz buyrun için , geldik zaten , Allah razı olsun "dediysemde teyze çok dişli çıktı.

Israrlarına ablamlarda dayanamadı "Hadi iç "dedi. Utanarak, boğazımda kalarak içtim o suyu.

Hem arkadasından attım tuttum , hemde oruçlu olduğu halde teyzenin suyana ortak oldum.


O an ben sevmedim beni. Kötü bir huymuş önyargılı olmak...


Suyu içtim. Teşekkür ettim . Susuzluğum gitti de kendimden  fena halde tiksindim.


Yani neymiş. 


Gördüğümüzü sandığımız hiçler , Göremediğimiz herşeymiş.

Kimseyi tanımadan , dış görünüşüne , süslü paketine , kötü görünümüne göre yargılamak


bize göre değilmiş. Bazen yargılamak , tükürdüğünü yalamaya benzemekmiş, bazen de utanarak bir suyu içmekmiş...