23-Mayıs-2012, 07:01 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
Taştan duvar demir kapı
Nazan Sara Satana
Nazan Sara Satana

Eklenme Tarihi: 20-Ocak-2012, 02:34
Okunma Sayısı: 327

Çok koşmuştu, nefes nefese kalmıştı,

Onu kovalayanlardan kaçıyordu,

Neden ona bunu yapıyorlardı bilmiyordu!

Bildiği kaçmasıydı.

Hava soğuktu.

Çok üşümüştü.

Koştu – Koştu – Koştu.

Ayakları ağrıyordu,

Dizlerinde takat kalmamıştı.

Korkuyordu.

Koşuyordu, çok koşuyordu.

Nefessiz kalmak üzereydi.

Her taraf mor olmaya başlamıştı.

Yollar mor, bulutlar mordu.

Ağlıyordu.

Yol daha açık lila misaliydi.

Karanlık bastıracak, morlar da gidecekti.

Üşüyordu.

Ayaklarının altı artık kanıyordu.

Biranda karşına çıkan evi gördü.

Taştan duvar, demirden kapı

Kalakaldı.

Bu yalnızlıkta bir ev dedi!

Şaşkın. Sevinmeye korktu.

Ya serapsa, hayalse!

Yavaşladı.

Taş duvarlardan mor çiçekler sarkıyordu.

Yolun iki yanında mor çiçekler vardı.

Ne zamandan beri yol kenarları mordu?

Bilemiyordu.

Kapıya yaklaşmıştı.

Hafifçe açtı.

O zaman evi gördü.

İki katlıydı.

Balkonunda mor çiçekler vardı.

Çatısı kiremit rengine de benzemiyordu.

Evin çevresinde, arkasında

Mor ağaçlar vardı.

Eve iyice yaklaştı.

Kapıyı açtı.

Gözünü mor parlak ışık yaktı.

Uyandı.

Rüya imiş dedi.

Heyecanlandı.

Neden mor?

İhtişamı ve lüksü anlattığından,

Saray mensuplarının bile

Morla bezendiklerini bildiğinden mi?

Duyguları ona bu rüyayı göstermişti.

Bir gece önce, zengin birinden,

Evlenme teklifi almıştı ama huzursuzdu.

Şimdi emindi kabul etmeyecekti.

 

Nazan Şara Şatana