23-Mayıs-2012, 07:13 - Tarafsız haber yayınımız ile 3 yıldır sizlerle birlikteyiz...
 
 
 
 
 
Tellere Takılan Hayat
İhsan Türkmen
İhsan Türkmen

Eklenme Tarihi: 14-Nisan-2010, 22:33
Okunma Sayısı: 319

Çatışmaların en sıcak günleriydi. Barut kokusu halkı iyice çileden çıkarmıştı.Gittikçe kızışan olaylara halk şiddetle cevap veriyordu.Ülke çok büyük iç savaşa doğru sürükleniyordu.Ordu olayları kontrol altına almaya çalışıyordu; ancak nereye kadar...Sokak başları radikal dinciler tarafından tutulmuş ; askerler arasında çatışmalar oluyordu.Diğer yandan başka fanatikler arasında da çatışmalar meydana geliyordu.

 

Böyle zor günlerden bir günde bir sokaktan çocuk sesleri sanki bu olayları hiç yaşamıyor gibi etrafı çınlatıyordu.Bir çocuk koşa koşa harabe bir evin kenarına geldi.Başını içeri soktu  “Hey uyanın artık.” diye seslendi.Cevap gelmedi.İçeriye yavaş adımlarla girdi.Sağ girişte ufak bir odada Hüseyin’in kıvrılıp yattığını gördü.Peki Leyla nerde diye düşündü.Sonra“Aptal, soğuktan kıçını üşütecek.” dedi.Getirdiği bir parça ekmeği köşede duran devrilmiş betonun üstüne koyup gitti.

 

Hüseyin, yanağına düşen bir yağmur damlasıyla evlerinin yıkılmış çatısının altından büyük mavi gözlerini ovuşturarak doğrulup duvara sırtını dayadı. Gözleri birisini arıyor gibiydi.Ablasını…Leyla’yı…Leyla sabah erkenden merkeze doğru yola koyulmuştu.Evlerinden ayrılıp buraya geldiklerinden beri üzerinde kirli siyah bir kazak ve yırtılmış kumaş pantolon.Giderken hem düşünüyor hem bu düşünceye alışmak istiyordu.Her şeyi kaybetmediğini düşünerek teselli ediyordu kendisini.

-

-

-

-

-

-

 

Hüseyin zayıf,yaşına göre kısa boylu,siyah saçlı ve parlayan mavi gözlü güzel bir çocuktu.Daha yedi yaşındaydı ama onun yaşadıkları küçük Hüseyin'e oldukça ağırdı.Yüzünde, yıllarca süren acının en masum izleri vardı.Hüseyin Lübnanlıydı.Beyrut'ta oturuyorlardı.Babası girdiği çatışmada öldürülmüştü.Annesi, işgalciler tarafından evlerine

yapılan baskınla öldürülmüştü.Olacak ki askerlerin katliam zevkiyle

sarhoş olup evi aramamışlardı.Arasalar belki Hüseyin ile ablası Leyla'yı

kendilerini küçük bir delikten izliyor bulacaklardı.Annesinin öldürülürken

attığı çığlıkları ve son anında Hüseyin'in gözleriyle kesiştiği anı

küçük çocukta büyük bir etki bırakmıştı.Artık geri kalan yaşamını bu

yıkık dökük evde on iki yaşındaki ablası Leyla ile geçirecekti.

   Leyla'da siyah saçlı,yeşil gözlü,uzun boylu güzel bir kızdı.

Siyah parlak saçlarını her zaman annesi özenle örer omuzlarından

öne doğru sarkıtırdı.Sokakta gezerken arkadaşları onun bu saç şeklinde hoş-

lanır,övgü dolu sözler söylerlerdi.Ama ne annesi ne de arkadaşları

hayattaydı.Günleri kardeşiyle geçiyordu.Çok zor olsa da her gün şehir

merkezine gider oradan bir kap yemek almak için gelen insanlarla aynı

sırada bekler ve yemeği alır eve gelirdi.Zor günleri böyle atlatmaya çalışıyorlardı.

  

Sanki savaşta bütün bombalar üzerine atılmış gibiydi;halsiz ve

yaralar içinde.Bu yüzden sağlığı ileri derecede kötüydü.Çevresinde

ne bir sağlık yardımı ne de elinde bir ilacı vardı.Hele öksürükleri...

Onu yerden yere çarpıyordu.Yaslandığı duvardan destek alarak ıslak zeminden inleyerek ayağa kalktı.Gece yağan yağmurun

birikintisinde yüzünü yıkadı.Rahatlamıştı suyun verdiği soğukla.Sanki

savaşın yarattığı o korkunç manzarayı,küçük elleriyle yüzüne çaldığı

soğuk suyun etkisiyle bir anlık unutuvermişti.Acıktığını hissetti ama ne çare.

Oyalanacak bir şeyler aradı.Ama önünde sadece üşüme hissi veren yıkılmış

ıslak bir duvar vardı.Sol tarafına baktı.Ablasıyla savaştan önce çizdikleri

bir çiçek ve ailesi vardı.Elinde olan bir taşla çiçeğe,anne ve babası

na bir çizik attı.Dışarı baktı biraz yürüdü.Kara gözleriyle gökyüzüne

baktı,gözleri bir noktaya sabitlendi,yüzü bembeyaz kesildi.Bundan

hemen silkinerek kendine geldi.Cesetlerle dolu caddeye doğru yürümeye

başladı.Günden güne binaların yüksekliği azalıyor ve caddede artan ceset

lerden dolayı yürümek zorlaşıyordu.Endişeli gözlerle etrafına bakıyordu.

Gözleri patlamış aracın yanında yatan uzaktan tanınması zor birisine

takıldı.Belli ki yanarak ölmüştü.Dört gündür ağır hasta olduğu ve

bundan dolayı derin bir uykuda olduğu için hiç bir şeyden haberi yoktu.

Yanmış cesedin yanına yaklaştı.Artık korkmuyordu cesetlerden çünkü

her an evlerinin yanında yatan cesetlerle birlikteydi.Cesedin dibine geldiğinde

birden irkildi.Bu olamazdı, yerde yatan en sevdiği bir insandı.Sokaklarına her gün

çikolata ve şeker satmaya gelen Cemal amcaydı bu.Sokakta herkes severdi Cemal

amcayı.Arabası devrilmiş,çikolatalar ve şekerler dört bir yana saçılmıştı.Onları görünce

açlık hissi tekrar uyandı.Yerden bir çikolata aldı ve yürümeye devam etti.Elindeki

Çikolatadan bir parça ısırıp karşısına çıkan ilk sokaktan şehir merkezine yöneldi.

Ablasına bir an önce ulaşmak,onun yanında olmak istiyordu.İleride çatışma olmalıydı.

Yanından hızla geçen fareden korktu yana sıçradı.Yaklaştıkça çatışma sesleri daha

net duyuluyordu.Korkmuyordu bu seslerden alışmıştı.Gözleri ileride bulunan büyük

tellere takıldı.Bir engel çıkmıştı karşısına ama geçmeliydi.Bir an gözü korktu geri

dönmeyi düşündü ama vazgeçti.Dönemezdi,zaten geldiği yol çok uzun,yorgun ve açtı.

Artık dizlerinde derman kalmamıştı.Küçük ayaklarını yerde sürükleyerek ilerliyordu,

vücudunda bulunan derin yaralara rağmen...Tellere gelmişti artık.Duvar ile telin buluştuğu

yere doğru yöneldi.Son gayretle ayağını tele koydu çıkmaya çalışıyordu.İmkanı yoktu bu

kuvvetle çıkmasına ,ama inancı tamdı.

   Leyla eve gelmişti.Saat akşam yediyi gösteriyordu.Yıldızlar şehrin tüm çaresizliğine karşı

inançla parlıyordu,sanki hiç sönmeyeceklermiş gibi...Leyla Zühre yıldızını gördü.Kardeşi

Hüseyin'in en sevdiği yıldızdı.Zühre ismi kardeşinin hoşuna da giderdi.Leyla evlerinin

yıkık duvarlarının arasından ince bacaklarıyla geçti.Hüseyin'i aradı,bulamadı.Getirdiği yemekleri

yattıkları yere koyup dışarı çıktı.Sokakta kardeşini aradı bulamadı.Bacaklarına bir kuvvet gelip

içinden bir ses düz gitmesini söyledi.Tamda Hüseyin'in gittiği yoldu bu.Araya saptı.Gecenin

karanlığına karşı gözleri iyi görüyordu.Uzaklardan bir küçük çocuğun bir şeylere takılı sallandığını

gördü.Dikkatini çekti oraya doğru hızla gitti.Gördüğü manzara karşısında inanılmaz

bir üzüntü ve korku hissetti. Bu olamaz ! ! !

Hüseyin'in cansız bedeni,KENDİLERİNE MEDENİYET DİYENLERİN SOĞUK TELLERİNDE yavaş yavaş sallanıyordu.Donuk kara gözleri en sevdiği yıldıza bakıyor gözlerinde her zamanki gibi inanç yıldızla birlikte parlıyor ve elinde en sevdiği çikolatasıyla sanki bir şeylere direniyordu...